
ORTA DOĞU’DA YENİ KIRILMA HATTI
KUTSAL ÜZERİNDEN SESSİZ KUŞATMA
Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un “Mescid-i Aksa’nın yıkımına hazırlık” uyarısı, bir diplomatik çıkış değil; küresel bir kırılmanın habercisi.
Sorun artık sadece toprak değil — kutsal, kimlik ve egemenlik meselesi.
Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un,
“İsrail’in esas niyeti Mescid-i Aksa’nın yıkımına hazırlık sürecini başlatmaktır” sözü, sıradan bir diplomatik tepki değildir.Bu söz; bir tarih muhasebesi, bir vicdan çağrısı ve bir hakikat beyanıdır.
MESELE ARTIK TOPRAK DEĞİL, KUTSALDIR
Mescid-i Aksa sadece bir taş yapı değildir.
O; bir hafızadır.
O; bir kimliktir.
O; asırlardır diri kalan bir medeniyet iddiasıdır.
Bu yüzden Aksa’ya yönelen her müdahale, yalnızca Filistinlilere değil; bütün Müslümanlara yönelmiş bir meydan okumadır.
“GÜVENLİK” ADI ALTINDA EGEMENLİK DAYATMASI
Bugün “güvenlik” bahanesiyle yapılanlar, gerçekte egemenlik dayatmasının basamaklarıdır. İbadetin engellenmesi, erişimin kısıtlanması ve insanların kutsal mekânın dışında bırakılması artık inkâr edilemeyecek bir gerçektir.
YIKIM HER ZAMAN BULDOZERLE OLMAZ
• Kapıları kapatarak
• İbadeti engelleyerek
• Statüyü aşındırarak
• Kutsiyeti tartışmaya açarak
Bir mabed, yıkılmadan da hedef alınabilir.
ADI KONMAMIŞ KUŞATMA
İsrail devleti resmî olarak “yıkacağız” demiyor olabilir. Ama sahadaki gerçeklik, bu inkârı anlamsız kılmaktadır.
Fanatik çevrelerin cüreti, oldu-bitti siyaseti ve uluslararası sessizlik, niyetin yönünü açıkça ortaya koymaktadır.
Asıl tehlike: Bir anda gelen yıkım değil, her gün normalleşen saldırıdır.
BU, TARİHİ HAFIZAYA MÜDAHALEDİR
Erişimi sınırlandırın.
İbadeti denetim altına alın.
Statüyü değiştirin.
Sonra bunu “güvenlik” diyerek meşrulaştırın.
Bu sadece siyaset değildir.
Bu, hafızayı silme girişimidir.
BU EMANETİN MUHATABI 1.5 MİLYAR İNSAN
Mescid-i Aksa, yaklaşık 1,5 milyar Müslümanın kalbinde yer eden bir emanettir.
Bu emanete uzanan el; yalnızca taş duvarlara değil, bir inanca, bir kimliğe ve bir medeniyet hafızasına uzanmaktadır.
Bu müdahale sadece bölgesel kriz değil, küresel vicdan kırılması üretir.
SUSKUNLUK TARAFSIZLIK DEĞİLDİR
Türkiye’nin yükselttiği sert ses, abartı değil; gecikmiş ama zorunlu bir ikazdır.
Çünkü bu meselede suskunluk:
👉 Tarafsızlık değil
👉 Meşruiyet üretmektir
Bugün mesele artık sadece Filistin meselesi değildir.
Mesele;
• kutsalın savunulup savunulamayacağı,
• hukukun mu zorbalığın mı kazanacağı,
• hafızanın mı dayatmanın mı galip geleceğidir.
Mescid-i Aksa’ya uzanan her el, yalnızca Kudüs’e değil; bir inancın haysiyetine uzanmaktadır.