3 Mart 2024 Pazar

Prof. Dr. Vedat Sansoy hocamıza, Allah'tan rahmet niyaz ediyorum


 

Hakk'ın rahmetine kavuşan, Türk kardiyoloji camiasının önde gelen bilim insanlarından, uzun yıllar İstanbul Üniversitesi Haseki Kardiyoloji Enstitüsü'nde öğretim üyesi olarak görev yapan Prof. Dr. Vedat Sansoy hocamıza, Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. Ruhu şâd, kabri nur, mekânı cennet olsun. Kederli ailesine, dost, akraba ile sevenlerine başsağlığı ve sabır diliyorum.

29 Şubat 2024 Perşembe

“Rabbimiz! Bize sabır ve dayanma gücü ver. Ayaklarımızı senin yolunda sabit kıl. Kâfirlere karşı bize yardım eyle.”


 

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Rabbimiz! Bize sabır ve dayanma gücü ver. Ayaklarımızı senin yolunda sabit kıl. Kâfirlere karşı bize yardım eyle.” (Bakara, 2/250.)

Cumanız mübarek olsun.

28 Şubat 2024 Çarşamba

Hakları ihlal edilen tüm 28 Şubat mağdurlarının taleplerine kulak vermek ve bu talebin gereğini yerine getirmek başta yargı, iktidar ve TBMM olmak üzere herkesin üzerine düşen önemli bir görevdir.



 

28 Şubat 1997.. Post modern darbe, bundan tam 27 yıl önce yapıldı. O utanç günleri unutulmadı.

Bugün milletin inancına, değerlerine, hürriyetine ve gelişimine pranga vurmak için, milletin tanklarının namlusunu millete çevirenlerin, dipçik zoruyla ülkeyi karanlığa sürüklemek isteyen zihniyetin yıl dönümüdür.

“Postmodern Darbesi” olarak adlandırılan 28 Şubat; milletimizin inancına, iradesine, değerlerine, insan haklarına, demokrasiye ve özgürlüklere yapılan fiili bir darbedir.

28 Şubat’ı hatırlamak sadece tarihi bir hikâyeyi anlatmak değildir. #28Şubat’ı hatırlamak sadece geçmişte yaşananlar üzerinden siyasal kamplaşmaları gündeme getirmek de değildir.

28 Şubat; Anayasa’nın, hukukun, kanunların, milli iradenin ve demokrasinin çiğnendiği bir kara gündür, haksız ve hukuksuz karanlık bir sürecin başlangıcıdır.

Öyle ki bu dönemde, çorbacılar dahi fişlenmiş, ikna odalarıyla başörtülü öğrencilerimize psikolojik baskılar yapılmış, üniversite kapılarında polis zoruyla başları açtırılmaya çalışılmıştı. Zamanın büyük medya kuruluşlarının destekleriyle kamuoyunda irtica geliyor algısı oluşturularak büyük bir infial meydana getirilmiş, bankalar hortumlanmış, devletin ekonomisi çökertilmiş ve milletimizin sosyal ve manevi hayatına doğrudan müdahale yapılmıştır.

Her darbe döneminde olduğu gibi bu dönemde de birçok vatandaşımız inançları nedeniyle haksız uygulamalara maruz bırakılarak din ve vicdan hürriyetleri ihlal edilmiştir. En küçük sermaye sahipleri dahi kategorize edilerek üretim ve mülkiyet hakkı sınırlanmıştır. Yapılan fişlemeler ile özel hayatın gizliliği yok edilmiştir.

28 Şubat Postmodern Darbesi, sadece dönemin Refahyol Hükümeti’ne karşı yapılmadı. Aynı zamanda inançlı ve geleneklerine bağlı iş dünyasına karşı da yapıldı. “Yeşil Sermaye” isimleri altında her türlü engelleme, karalama ve iftiralara maruz bırakılmıştır.

28 Şubat’ın insanların hayatlarında ve ruhlarında açtığı derin yaraların pek çoğu artık kanamasa da izleri çok ama çok derin, hâlâ sızlıyor. Hatta bazıları tam olarak iyileşmedi, iyileşemedi, ne yazık ki bir türlü iyileştirilememiştir.

Malumunuz olduğu üzere Özel Akça Hastanesi ve Doğumevi’nin, 29/07/1993 gün ve 5695 sayılı ruhsatnameye dayalı olarak başladığı hizmet sunumu, “Postmodern bir darbe” olarak muhafazakar kesime yönelik hak ihlallerinin yapıldığı ve inançlara engel olunma gayretinin son çırpınışlarının sahnelendiği “28 Şubat Döneminde” yaşanan siyasal gelişmelerin oluşturduğu malûm husumetlerin belli çevreler tarafından zamanın kamu yöneticilerine, kasıtlı ve yanlı biçimde kullandırılması sonucunda kamu imkanları seferber edilerek, hukuka aykırı zorlamalar neticesinde 19/12/2000 tarihinde Özel Hastane Açılış Ruhsatı’nın iptal edilmesi ile Türkiye'nin tüm personeli bayan kadın hastalıkları ve doğum ünitelerini ilk açan, çok düşük karşılıklarla hasta bakarak hizmet sunan, her gece sekiz branşta uzman doktor istihdam eden, büyük emeklerle geliştirilen ve başörtülü sağlık çalışanlarının istihdam eden ilk özel hastanesi; bu haksız, kadir kıymet bilmez yaklaşımla kapatılarak zulümler edilmiş, büyük haksızlıklar yapılmıştır.

28 Şubat Postmodern Darbesi döneminde İstanbul Valiliği görevini yürüten Erol ÇAKIR’a hitaben yazılan, Fatih Kaymakamlığı'nın 19/03/2001 tarih ve 215 sayılı 'GİZLİ' ibareli cevabi yazısı incelendiğinde Özel Akça Hastanesi ve Doğumevi’nin faaliyetine hukuka aykırı bir şekilde son verilmek istenilmiş olduğu görülmektedir.

Başbakan Sayın Bülent Ecevit başkanlığında 28 Mayıs 1999 tarihinde kurulan 57. Hükümet döneminde, Özel Hastane Açılış Ruhsatı’nın iptal edilmesinin yanı sıra eş zamanlı olarak da kiracı olarak kullanımımızda olan Vakıflar idaresine ait taşınmazın kira sözleşmesinin yenilenmemesi ve tahliye edilmemiz için Vakıflar Genel Müdürlüğü’nden sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapan Yüksel YALOVA tarafından İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne gerekli talimatın verildiği malumatının, DSP İstanbul Milletvekili Ahmet GÜZEL’e bildirildiği Devlet Bakanı imzalı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 02/01/2001 tarih ve 6 sayılı yazısında hukuka aykırılık açıkça görülmektedir.

27. yılına giren 28 Şubat darbesinde hesaplaşılmayan kişiler, giderilmeyen mağduriyetler ve kâmilen huzur bulmamış bir toplumsal vicdan olduğunu da söylemek zorundayız. 28 Şubat defterini tamamen kapatacak olan ise sorulmamış hesapların sorulması, giderilmemiş mağduriyetlerin giderilmesidir.

28 Şubat Postmodern Darbesinin neden olduğu insan hakları ihlalleri ve halen devam eden mağduriyetlerin bir an önce giderilmesinin de bir insan hakkı talebi olduğuna inanıyorum.

Bu kapsamda, 28 Şubat darbesini gerçekleştiren ve katkı veren asker ve sivil bürokratlardan hesap sorulmalı. Bu sürece doğrudan ve dolaylı destek veren medya ve sözde sivil toplum kuruluşları millet huzurunda hesap vermeli. Yerli işbirlikçilerinin tamamından millet adına, hukuk önünde hesap sorulmalıdır.

Üstelik bu darbe döneminde yaşatılan zulüm, yalnızca belirli bir kesimin eliyle yapılmamış; askerin başı çektiği süreç, siyaset, medya, iş dünyası, üniversite ve meslek örgütleri tarafından da profesyonel bir organizasyonla yürütülmüştür.

Darbenin sivil ayağının yargılanmaması en büyük eksikliktir. Bu kişiler, maalesef ki bugün aramızda “itibarlı kişiler”miş gibi yaşamaya devam ediyorlar. Eksik kalan adaletin tesisi ve kamu vicdanının kâmilen rahatlatılması için sivil ayağı yargıdan medyaya, bürokrasiden siyasete, ekonomiden STK ayağına kadar bütün yönleriyle yargıya taşınmalı, süreçte yer alan herkesten hesap sorulmalıdır.

Diğer bir mağduriyet kitlesini de brifingli yargının verdiği keyfi kararlarla mahkûm edilen insanlar oluşturmaktadır. Bu nedenle devam eden mağduriyetlerin giderilmesi ve tazmini için de mutlaka yeni bir çalışma başlatılmalıdır. Zira adaletin gecikmeye tahammülü yoktur.

Hukuk devletinde benzeri hukuksuzluk ve hak ihlallerinin giderildiği yer normalde yargı mercileri olmaktadır. Ancak bu süreç yargıyı da yozlaştırarak adeta ihlalleri onayan noter konumuna getirmiştir. Brifing ve talimatlarla harekete geçirilen yargı erki silah olarak kullanılmış; adalet dağıtması gereken hâkimler ve mahkemeler hukuk dışı kararlara imza atmışlardır.

Bu dönemde verilen yargı kararlarının neredeyse tamamı sübjektif ve ideolojik temelli olmuştur. Gerçekten de bu dönemde yargıçlara Genelkurmayda brifingler verilmiştir. Tüm bu gelişmeler Yargının açıkça nasıl baskı altına alındığını, bu şartlar altında gerçekleştirilen yargılamanın da adil ve tarafsız olamayacağını göstermektedir. Gerçekten de süreç mağdurlarının bu dönemde açtığı davaların istisnalar dışında tamamına yakını reddedilmiştir.

28 Şubat Postmodern Darbesi’nin mahkeme tarafından mahkûm edilmesine, bu süreçte görülen yargılamanın tarafsız olmadığı açık delillerle ortaya konulmasına rağmen bu sürecin mağdurlarından büyük bir bölümünün hala mağduriyetleri giderilmiş değildir.

Bu nedenle 28 Şubat sürecinde maddi ve manevi kayba uğrayan bütün kesimlerin mağduriyetleri bir an önce giderilmelidir. Bunun için gerekirse yasal düzenlemeler yapılarak en azından baskı altında taraflı yargı tarafından yargılananlar için yeniden yargılama yolu açılmalıdır. Sosyal hukuk devletinin gereği de budur. Zira her sene 28 Şubat'ın yıldönümünde hamasi nutuklar atarak darbecileri lanetlemenin mağdurlar için hiçbir yararı bulunmamaktadır.

Kısacası hakları ihlal edilen tüm 28 Şubat mağdurlarının taleplerine kulak vermek ve bu talebin gereğini yerine getirmek başta yargı, iktidar ve TBMM olmak üzere herkesin üzerine düşen önemli bir görevdir.

Bu düşüncelerle milletimizin ve ülkemizin gelişmesini ve kalkınmasını geciktiren, her alanda mağduriyetler ve travmalar oluşturan 28 Şubat Postmodern Darbesi’ni, 27. yıl dönümünde bir kez daha esefle kınıyor ve Türk Demokrasi tarihine kara leke vuranları lanetliyorum.

25 Şubat 2024 Pazar

Berat Gecemiz Mübarek Olsun

Af, arınma, mağfiret ve kurtuluş vesilesi olan Berat Gecesi’ni tebrik ediyorum. Bu gece vesilesiyle her türlü dert, sıkıntı, musibet ve hastalıklardan berî olmayı diliyorum.   

Bugün maalesef savaşların, katliamların, bunalımların, ekonomik, sosyal ve ahlaki krizlerin insanlığı kuşattığı bir dünyada yaşıyoruz. Kötülüklerin adeta kol gezdiği bir döneme tanıklık ediyoruz. Çevresinin mübarek kılındığı bizzat yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim ile beyan edilen Mescid-i Aksa’da, peygamberler şehri Kudüs’te, Gazze’de ve tüm Filistin’de aylardır büyük bir zulüm işlenmektedir. 

İdrak ettiğimiz bu kutlu gecenin, yaşamakta olduğumuz zor günlerin, -inşâallah- huzurlu yarınların doğum sancıları olması temennisiyle bütün dünyanın gözü önünde Gazze’de topluca katledilen mağdur ve mazlum Filistinlilerin kan ve gözyaşının dinmesine, başta Filistinliler ve Doğu Türkistanlılar olmak üzere ülkemize, gönül coğrafyamıza, İslâm âlemine, Türk dünyasına ve tüm insanlığa hayırlar getirmesine vesile olmasını Yüce Allah’tan temenni ediyorum.

Dua, ibadet ve itaatle ihya edeceğimiz Berat Gecesi’ni vesile ittihâz ederek son yıllarda bir türlü istikrara kavuşamayan İslâm dünyasında kardeşlik, dayanışma, barış, huzur, adalet ve güven ortamının yeniden tesis edilmesini, İslâm ülkelerinin tekrar ilim ve medeniyet, barış ve esenlik coğrafyasına dönüşmesini, bizi günah yüklerinden ve kötülüklerden arınmış gönüllerle Ramazan ayına kavuşturmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.

https://youtu.be/L4fCwNeB_4o?si=Yf-DG7rhZShGqhk3

24 Şubat 2024 Cumartesi

Anadolu Selçuklu Hükümdarı 1. Kılıçarslan'ın Kayıp Mezarı Bulundu


Anadolu Selçuklu Hükümdarı 1. Kılıçarslan'ın Diyarbakır Silvan'daki kayıp mezarı, Dicle Üniversitesi'nin çalışmaları sonucu tespit edildi. Sultan 1'inci Kılıçarslan'ın Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde olduğu bilinen mezarı Kubbetü's-Sultan'ın bulunması için Dicle Üniversitesi bünyesinde komisyon kuruldu. 

Mezar yeri tespit çalışmaları kapsamında, Bağlar Mahallesi'nde bulunan 2 tarihi mezarda kazı çalışması başlatıldı. 3 gün süren çalışmalarda mezarlarda bulunan kalıntılar, incelenmek üzere Dicle Üniversitesi'ne götürüldü.

Diyarbakır Dicle Üniversitesi (DÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakoç, mezarla ilgili şu bilgileri verdi:

''Sultan 1. Kılıçarslan’ın, Habur Çayı'nda boğularak şehit olduğu ve Silvan’da defnedildiği biliniyor ama mezar yeri bir türlü tespit edilemiyordu. 2 tarihçi, 1 sanat tarihçisi, 1 arkeolog ve 1 yazma eser uzmanından oluşan komisyonumuz, veriler ışığında Silvan’daki muhtemel yerleri inceledi. Yöre halkıyla hep temas halinde olundu. Güzel haber bu hafta içinde geldi. Silvan merkezindeki Orta Çeşme Parkı'ndaki türbede iki mezarın, Kılıçarslan ve kızı Saide Hanım'a ait olduğu komisyonumuz tarafından belirlendi. Anadolu tarihine ışık tutacak olan bu gelişmenin Diyarbakır ve Silvan için hayırlı neticeler vereceğini temenni ediyor, başta Valimiz Münir Karaloğlu olmak üzere katkı sunan herkese üniversitem adına teşekkür ediyorum."

 

Sultan 1. Kılıçarslan kimdir?

 

Kılıçarslan, Anadolu Selçuklu Devleti'nin kurucusu Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın oğlu ve ikinci Anadolu Selçuklu sultanıdır.

 

1101 Haçlı Seferi'nde üç ayrı Haçlı ordusuna karşı kazandığı başarılarla Haçlı hareketini durdurup, İstanbul’dan Suriye’ye giden yolun hem Bizans hem de Haçlı ordularına kapanmasını sağladı.

 

Dedesi Kutalmış’tan beri süregelen Büyük Selçuklu tahtını ele geçirme çabasını sürdürerek Musul'u ele geçirdi. Burada Büyük Selçuklu hükümdarı adına okunan hutbeyi kendi adına çevirterek Büyük Selçuklu tahtına adaylığını gösterdi.

 

Genç yaşta ölümü ile Haçlılar’a karşı yürütülen mücadele ve Anadolu Selçuklu Devleti'nin siyasi birliği zaafa uğramış, Anadolu Selçukluları fetret devri içine girdi.

 

Atıyla Habur Çayı'nı geçmek isterken, 14 Haziran 1107 günü kendisinin ve atının zırhlarının ağırlığı sebebiyle boğularak hayatı kaybetti.

 

https://youtu.be/xvho5FICdHY

 

23 Şubat 2024 Cuma

İnkârcı ve işgalci zalimlere, Siyonist katillere ve destekçilerine çetin ve şiddetli azabını, gazabını ve yakalamanı göster!

İnsanlık tarihinin şahit olduğu en büyük zulümlerden biri bugün Filistin’de, Gazze’de yaşanıyor. Bebek, çocuk, kadın, yaşlı demeden masum insanlar vahşice katlediliyor. Evler, camiler, okullar ve hatta hastaneler acımasızca bombalanıyor. Bütün dünyanın gözü önünde büyük bir insanlık suçu işleniyor. Binlerce masum insan aynı anda can verirken insaf ve vicdanını kaybetmiş dünya bu soykırımı sadece seyrediyor.

İnanıyoruz ki her karanlık gecenin nurlu bir sabahı vardır. Müslümanların bugün yaşadığı sıkıntılar elbet sona erecek, zalimler dünyada da ahirette de acı bir akıbete maruz kalacaktır. İnananlar, Allah’ın yardımıyla mutlaka galip gelecektir.

Bu mübarek Cuma gününde Rabbimize el açıp şöyle niyaz ediyoruz: Allah’ım! Bütün dünyanın gözü önünde Gazze’de topluca katledilen mağdur ve mazlum Filistinlilere yardım eyle!

Yeryüzünde zulme uğrayan tüm mazlumlara imdat eyle! Vatanımızı, milletimizi ve bütün insanlığı her türlü kötülükten muhafaza eyle!

Başta Filistin ve Doğu Türkistan’da olmak üzere ezilen, horlanan, zulmedilen, katledilen Müslümanların üzerinden inkârcı zalimlerin baskısını, zulmünü kaldır Allahım! 

Alçakça yöntemlerle Filistinlileri katletmeye devam eden ve Gazze'de tarihin en acımasız soykırımını gerçekleştiren Siyonist zalimleri yerin dibine geçir Allahım!

İnkârcı Siyonist zalimlerin ve onların hamisi ve en az onlar kadar zalim Amerikalı emperyalistlerin insanlar ve inananlar için hazırladığı tüm tuzakları boşa çıkar! Onların tuzaklarını kendi başlarına geçir Allahım!

Ey mazlumların Rabbi! Zalimler güruhuna karşı, mazlum başta Gazzeliler ve Doğu Türkistanlılar olmak üzere yüreği onlarla birlikte çarpan, onlarla birlikte ağlayan, onlarla birlikte kanayan şu Müslümanlara yardım et!

Kahraman Gazzeli mücahidleri sahipsiz bırakma! Onların ayaklarını sabit kıl!

Zalim inkârcıları, Siyonist katilleri ve küresel zorbaları kahr-u perişan eyle!

İnkârcı ve işgalci zalimlere, Siyonist katillere ve destekçilerine çetin ve şiddetli azabını, gazabını ve yakalamanı göster!

Ve yâ Rabbi, Biz inananları bağışla! 

Rahmetini esirgeme üzerimizden…

Amin! Ve selâmün ale’l-murselîn ve’l-hamdü lillâhi Rabbi’l- âlemîn.

Tüm şehidlerimiz için, özellikle Gazze'de şehid düşen Filistinliler için El-Fâtiha!

Cumanız mübarek olsun.

https://youtu.be/baQYfngNI_Q?si=9Qs68LwGLT7EHZHd