Bu Blogda Ara

19 Haziran 2026 Cuma

“Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın.” (Âl-i İmrân, 3/105)


Cenâb-ı Hakk’ın, “Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın.” (Âl-i İmrân, 3/105) emri gereğince; birbirimize kenetlenmeli, İslâm kardeşliğine zarar verecek her türlü söz, tutum ve davranıştan sakınmalıyız.

Bugün, inananları acı ve gözyaşına mahkûm etmek, İslâm beldelerinin yer altı ve yer üstü zenginliklerini sömürmek isteyen zalimler; başta Gazze ve Filistin olmak üzere birçok farklı coğrafyada yeni Kerbelâlar yaşatmak için her yolu denemektedir.

Myanmar’ın Arakan Eyaleti’nde Rohingya Müslümanlarına karşı gerçekleştirilen şiddet, zulüm ve vahşet sebebiyle nice aileler yurtlarını terk etmek, güvenlik ve sığınma arayışıyla Bangladeş’e sığınmak zorunda kalmıştır. Bu acılar, ümmetin ve insanlığın ortak vicdanında derin yaralar açmaktadır.

Bu mübarek Cuma’nın hürmetine; başta Gazze, Sudan, Doğu Türkistan ve Arakan olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan tüm mazlumların ferahlığa kavuşmasını, haksızlıkların sona ermesini, yeryüzünde adaletin, merhametin ve huzurun hâkim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Cumanız mübarek olsun. Selam ve dua ile…

Evde Sağlık Hizmetlerinde Güçlü Koordinasyon

Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun, evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin koordinasyonunu güçlendirecek yeni yönetmelik çalışması; hizmetin niteliği, erişilebilirliği ve sürdürülebilirliği açısından önemli bir adımdır. Evde sağlık hizmetleri; yaşlı, kronik hastalığı bulunan, yatağa ve cihaza bağımlı vatandaşlarımız ile palyatif bakım ihtiyacı olan hastalarımız için büyük önem taşımaktadır. Yeni düzenleme ile evde sağlık birimleri, palyatif bakım merkezleri, hastaneler, aile hekimliği ve sosyal hizmetler arasında daha güçlü bir koordinasyon sağlanması; hasta takibi, sevk süreçleri ve hizmet sürekliliğinin güçlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu adımlar; hastalarımızın yaşam kalitesinin artırılması, ailelerimizin bakım yükünün hafifletilmesi ve hizmet süreçlerinin daha etkin yürütülmesi açısından önemli katkılar sunacaktır. Evde sağlık ve palyatif bakım hizmetlerinin daha erişilebilir, kaliteli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşması için atılan her adım kıymetlidir.

https://youtu.be/DnlB17Q-rHQ

 

16 Haziran 2026 Salı

Muharrem-i Şerîf ayımız ve Hicrî 1448 yılımız mübarek olsun


Cenâb-ı Hakk’ın lütuf ve inayetiyle Hicrî 1448 yılına kavuşmanın huzurunu yaşamaktayız. Bu vesileyle Muharrem-i Şerîf ayınızı ve Hicrî yeni yılınızı tebrik ediyorum.

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “İman edip hicret edenler, Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler, muhacirleri barındırıp yardım edenler var ya, işte onlar birbirlerinin dostlarıdır...” (Enfâl, 8/72)

Allah Resûlü (s.a.s.), Muharrem ayını “Allah’ın ayı” olarak nitelendirmiş; Ramazan’dan sonra en faziletli orucun bu ayda tutulan oruç olduğunu haber vermiştir. Muharrem ayı; muhasebenin, tövbenin, sabrın ve manevî yenilenmenin ayıdır.

Hicrî yeni yılımızın; mazlumların yüzlerinin gülmesine, akan kan ve gözyaşının dinmesine, insanlığın huzur ve selâmete ermesine, birlik, beraberlik ve kardeşliğimizin pekişmesine vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.

Başta Gazze, Kudüs ve Mescid-i Aksâ olmak üzere Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Sudan’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan zulümlerin sona ermesini; hak ve adaletin hâkim olduğu, barış ve huzurun kalıcı hâle geldiği bir dünyanın inşa edilmesini temenni ediyorum.

Muharrem-i Şerîf ayımız ve Hicrî 1448 yılımız mübarek olsun.

14 Haziran 2026 Pazar

Araştırma Üniversitesinden Etki Üniversitesine


Son günlerde paylaşılan “Türkiye’nin En Başarılı 10 Rektörü” listesi, yükseköğretimde başarı kavramını yeniden tartışmaya açtı.


Uluslararası sıralamalarda yayın sayısı, atıf etkisi, araştırma kalitesi ve akademik görünürlük elbette önemlidir. Ancak bu göstergeler çoğu zaman rektörlerden çok üniversitelerin kurumsal birikimini, akademik kadrosunu, bütçesini ve araştırma altyapısını yansıtır.


Bu nedenle bu tür listeleri “en başarılı rektörler” yerine “uluslararası sıralamalarda öne çıkan üniversiteler” olarak okumak daha doğru olacaktır.


Bugün üniversitelerden beklenen yalnızca bilimsel yayın üretmeleri değildir. Üretilen bilginin topluma, ekonomiye, sağlığa, teknolojiye ve kamu politikalarına ne kadar katkı sunduğu da en az akademik performans kadar önemlidir.


Geleceğin üniversiteleri; yayın odaklı olmanın yanında etki odaklı düşünen, teknoloji transferini destekleyen, girişimciliği güçlendiren ve toplumsal sorunlara çözüm üreten kurumlar olacaktır.


Sonuç olarak, üniversitelerin başarısı sadece kaç makale yayımladığıyla değil; ürettiği bilginin insana, topluma ve ülkeye ne kadar fayda sağladığıyla ölçülmelidir.


Araştırma üniversitesinden etki üniversitesine geçiş, yükseköğretimin yeni vizyonu olmalıdır.

12 Haziran 2026 Cuma

“Ey iman edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez.” (Mâide, 5/105)


Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Ey iman edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez.” (Mâide, 5/105)

Evet, nemelazımcı ve vurdumduymaz olmak Müslümana yakışmaz. Mümin; sorumluluklarını bihakkın yerine getirmenin gayretinde olan, dünyanın neresinde olursa olsun her mazlumun acısını ve her mağdurun sızısını yüreğinde hisseden kimsedir.

Ne var ki bugün, emperyalist güçlerin desteğini arkasına alan İsrail’in, bütün dünyanın gözü önünde Gazze’de mağdur ve mazlum Filistinlilere yönelik sürdürdüğü ağır saldırılar devam etmektedir. Bu saldırıların sona erdirilmesi, savaş hukukuna aykırı uygulamaların durdurulması ve bölgede kalıcı barışın tesis edilmesi için uluslararası aktörlerin sorumluluk alması gerekmektedir.

Bu mübarek Cuma günü hürmetine; başta Gazze, Sudan ve Doğu Türkistan olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan tüm mazlumların ferahlığa kavuşmasını, haksızlıkların sona ermesini; yeryüzünde adaletin, merhametin ve huzurun hâkim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Cumanız mübarek olsun. Selam ve dua ile…

7 Haziran 2026 Pazar

Beşeylül İstasyon Camii’nin sessiz çağrısına kulak vermek, kültürel mirasımıza sahip çıkmak demektir.



Aydın’ın Kuyucak ilçesine bağlı Beşeylül Mahallesi sınırlarında yer alan ve halk arasında “İstasyon Camii” olarak bilinen yaklaşık bir asırlık Beşeylül İstasyon Camii, yalnızca eski bir ibadethane değil; göç yollarının, demiryolu kültürünün ve kırsal yaşamın hafızasını günümüze taşıyan sessiz bir tarih tanığıdır.


Bir zamanlar yolculara, çiftçilere, çobanlara ve istasyon çevresindeki insanlara hizmet veren bu mütevazı mescit; bugün duvarlarındaki derin çatlaklar, dökülen sıvaları ve yorgun görüntüsüyle adeta yardım beklemektedir.


Yapıda görülen bozulmalar, yalnızca bir binanın değil; bir dönemin yaşam biçiminin, hatıralarının ve kültürel mirasının da yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu göstermektedir.


Geçmiş ile gelecek arasında köprü vazifesi gören bu tür eserlerin korunması, taş ve harçtan ibaret yapıların değil; aynı zamanda toplumsal hafızamızın, yerel kimliğimizin ve ortak geçmişimizin yaşatılması anlamına gelmektedir.


Beşeylül İstasyon Camii’nin sessiz çağrısına kulak vermek, kültürel mirasımıza sahip çıkmak demektir.


VİCDANIN SUSTUĞU YERDE TİCARET KONUŞMAMALI


İnsan onuru kârdan, toplumsal barış ise kötü esprilerden daha değerlidir.

Koç Topluluğu şirketlerinden Düzey ile İsrail merkezli Nayax arasındaki iş birliği, Gazze’de yaşanan insanlık dramı karşısında vicdanları yaralamaktadır.

Hiçbir ticari gerekçe, on binlerce insanın hayatını kaybettiği bir trajedi karşısında kamuoyunun ahlaki sorgulamasını ortadan kaldıramaz. Büyük sermaye gruplarının sadece ekonomik değil, vicdani ve toplumsal sorumlulukları da vardır.

Öte yandan Rahmi Koç’un Kürt kadınlarını konu alan ifadeleri; mizah sınırlarını aşan, etnik kimliği ve kadın onurunu inciten talihsiz sözler olarak hafızalara kazınmıştır.

Toplumsal barış; farklı kimliklere saygı, insan onuruna bağlılık ve ortak vicdanla korunabilir.

Kamuoyunun beklentisi açıktır:

• İsrail merkezli şirketlerle sürdürülen ilişkiler konusunda şeffaf açıklama yapılması,
• Toplumsal kesimleri inciten söylemler konusunda açık sorumluluk alınması,
• Vicdanları rahatlatacak samimi bir duruş sergilenmesi.

Çünkü mesele sadece ticaret değil, vicdandır.

Zulüm karşısında sessizlik de, ayrımcılığı “espri” diye geçiştirmek de kabul edilemez.

https://www.instagram.com/p/DZQI3DoMOt3/?igsh=dTk1d2I2cG9xbzg=