Bu Blogda Ara

13 Mayıs 2026 Çarşamba

Kamu Borçlarının Yeniden Yapılandırılması: Sosyal Devlet, Ödenebilir Borç ve Sürdürülebilir Ekonomi

 

Türkiye’de kamu borçları artık yalnızca mali bir mesele değil; ekonomik sürdürülebilirlik, sosyal adalet ve üretim kapasitesi açısından kritik bir yapısal sorun haline gelmiştir. Vergi, SGK primi, trafik/idari para cezaları ve çeşitli kamu alacaklarına ek olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kira ve ecrimisil alacakları da özellikle esnaf ve küçük işletmeler üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır.

Yüksek enflasyon, finansmana erişim zorluğu ve daralan piyasa koşulları altında milyonlarca vatandaş ve işletme, yalnızca ana borçlarla değil; biriken faiz, gecikme zammı ve fer’i alacaklarla mücadele etmektedir. Bugün birçok borçlu için sorun artık “ödemek istememek” değil, “ödeyememek” noktasına gelmiştir.

Mayıs 2026’da TBMM gündemine gelen düzenleme teklifleri; taksit süresinin uzatılması ve teminatsız tecil limitlerinin artırılması gibi önemli kolaylıklar içermektedir. Ancak yalnızca vade uzatımına dayalı bir model, mevcut ekonomik gerçeklik karşısında yeterli değildir. Çünkü aylık gecikme zamları ve yüksek tecil faizleri, borç stokunu azaltmak yerine çoğu zaman büyütmektedir.

Özellikle Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün kira ve ecrimisil alacaklarının da kapsamlı bir yapılandırma paketine dahil edilmesi büyük önem taşımaktadır. Vakıf taşınmazlarında faaliyet gösteren birçok esnaf ve işletme, artan maliyetler ve tahsilat baskısı nedeniyle ayakta kalma mücadelesi vermektedir. Geçmiş yapılandırma kanunlarında Vakıflar alacaklarına ilişkin özel düzenlemeler yapılmış olması, bugün de benzer bir yaklaşımın mümkün olduğunu göstermektedir.

Gerçek anlamda etkili bir yapılandırma modeli; yalnızca borcu erteleyen değil, borcu “ödenebilir” hale getiren bir yaklaşım olmalıdır. Bu kapsamda:

• Gecikme zamları ve fer’i alacaklarda ciddi indirimler yapılmalı, 
• Belirli dönemlere ait faiz yüklerinin bir kısmı silinebilmeli, 
• Vergi, SGK, Vakıflar Genel Müdürlüğü kira/ecrimisil ve diğer tüm kamu alacakları tek çatı altında ele alınmalı, 
• Esnaf ve KOBİ’ler için ödeme kapasitesine göre esnek taksitlendirme modelleri oluşturulmalıdır.

Sosyal devlet anlayışı, yalnızca tahsilatı değil; üretimin, istihdamın ve ekonomik yaşamın devamlılığını da gözetmek zorundadır. Çünkü ekonomik gerçek açıktır: Vatandaş ödeyemediği borcu değil, ödeyebileceği borcu öder.

Geçmiş yapılandırma örnekleri göstermiştir ki kapsamlı ve gerçekçi düzenlemeler; tahsilatı artırmakta, kayıt dışılığı azaltmakta ve ekonomik hareketliliği yeniden canlandırmaktadır. Buna karşılık aşırı tahsilat baskısı; iflasları, işsizliği ve kamu gelirlerinde uzun vadeli daralmayı beraberinde getirebilmektedir.

Bu nedenle ihtiyaç duyulan şey; yalnızca geçici bir erteleme değil, sosyal devlet ilkesiyle şekillenen, kapsamlı, adil ve sürdürülebilir bir kamu borcu yapılandırmasıdır. Böyle bir yaklaşım yalnızca vatandaşın değil; kamunun, üretimin ve Türkiye ekonomisinin geleceği açısından da stratejik bir zorunluluktur.

12 Mayıs 2026 Salı

12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü ve 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası Kutlu Olsun


Ülkemizin her köşesinde insan hayatına şefkatle dokunan; sağlık hizmetlerinin sunumunda özveri, sabır, gayret ve fedakârlıklarıyla vazgeçilmez bir yere sahip olan tüm değerli hemşirelerimizin 12 Mayıs Dünya Hemşireler Günü’nü ve 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası’nı yürekten kutluyorum.

Sağlıklı toplum ve sağlıklı bireyler için dünyanın en kutsal ve en zor mesleklerinden birini sabır, vicdan ve merhametle icra eden hemşirelerimiz; insanın ilk nefesinden son nefesine, mutluluğundan hüznüne, acısından sevincine kadar hayatın her anına şefkatle dokunmaktadır.

Mesleklerini büyük bir fedakârlık, özveri ve insan sevgisiyle yerine getiren; sağlık sektöründe emekleriyle büyük bir yere ve öneme sahip tüm hemşire arkadaşlarımıza sağlık, huzur, başarı ve afiyet diliyorum.

8 Mayıs 2026 Cuma

“Mümin aziz ve cömerttir. Fâcir ise saygısız ve cimridir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 5.)


Dünyayı ve içindekileri yaratıp hizmetimize sunan Allah Teâlâ’dır. Yaratılışı en güzel şekilde yapan O’dur. İyiyi kötüden ayırt edebilecek izan ve şuuru bize veren, huzur ve mutluluğun yollarını gösteren kitaplar indiren, peygamberleri rehber kılan da O’dur. Öyleyse bizi Allah’a kul olmaktan alıkoyan; emrettiklerini yapmaya, yasaklarından kaçınmaya engel olan nedir?

Bugün ne yazık ki zıtlıkların en keskin hâlini yaşıyoruz: Bir yanda merhametle dünyayı imar etmeye çalışanlar, diğer yanda zulümle yeryüzünü karartanlar… Bir yanda karıncayı dahi incitmeyen zarafet, öte yanda kibirle yakıp yıkan bir hoyratlık… Kalbimiz, mazlumların ahı ve masumların gözyaşıyla bir yanıyla buruktur. Peygamber Efendimiz (s.a.s), hadis-i şeriflerinde bu ikilemi şöyle ifade etmektedir: “Mümin aziz ve cömerttir. Fâcir ise saygısız ve cimridir.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 5.)

İçinden geçtiğimiz süreçte, ABD ve İsrail kaynaklı son gelişmelerle bölgemizde tırmanan gerilimi üzüntüyle takip ediyoruz. Sağlanan ateşkesin korunmasını, diplomatik temasların sağlıklı şekilde ilerleyerek kalıcı barışa dönüşmesini ve daha büyük insani trajedilerin yaşanmamasını gönülden temenni ediyorum.

Cuma gününün faziletini ve icabet vaktini vesile ederek; başta Mescid-i Aksa ve Gazze olmak üzere Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Sudan’da ve dünyanın her yerinde mazlumların selamete ermesini, barışın ve adaletin hâkim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Cumanız mübarek olsun. Selam ve dua ile…

3 Mayıs 2026 Pazar

3 Mayıs Türkçüler Bayramı / Türkçülük Günü Kutlu Olsun

3 Mayıs 1944, Türk milliyetçiliği tarihinin hafızasında önemli bir dönüm noktası olarak yerini almıştır. Hüseyin Nihal Atsız ile Sabahattin Ali arasında görülen dava sürecinde Ankara’da yaşanan hadiseler, dönemin siyasi atmosferi içinde Türkçü fikir hareketinin görünürlük kazandığı sembol günlerden biri olmuştur.

Bu süreç, daha sonra “Irkçılık-Turancılık Davası” olarak bilinen yargılamalara uzanmış; 23 ismin yargılandığı bu dava, Türk milliyetçiliği tarihinde derin izler bırakmıştır.

Ertesi yıl, 3 Mayıs 1945’te Tophane Askerî Cezaevi’nde bulunan Nihal Atsız, Alparslan Türkeş, Reha Oğuz Türkkan, Nejdet Sançar ve dava arkadaşlarının bu günü anmalarıyla 3 Mayıs; yalnızca bir tarih değil, fikir, inanç ve mücadele hafızasının sembolü hâline gelmiştir.

Bu isimlerden biri de Avukat İsmet Rasin Tümtürk’tür. Cenap Şahabettin’in oğlu olan Tümtürk; hukukçu kimliği, yayın faaliyetleri ve Türkçü fikir çevrelerindeki duruşuyla dönemin dikkat çeken şahsiyetlerinden biri olmuş; 1944 sürecinde Türkçü-Turancı çevrelerle birlikte anılarak milliyetçi fikir hayatının hafızasında müstesna bir yer edinmiştir.

Bu vesileyle; Türkçülük fikrine emek vermiş, bedel ödemiş, kalemiyle, sözüyle ve duruşuyla millî şuura katkı sunmuş başta rahmetli babamın kadim dostu merhum Avukat İsmet Rasin Tümtürk olmak üzere bütün fikir ve dava adamlarını rahmet, minnet ve saygıyla yâd ediyorum.

3 Mayıs; ortak tarih, kültür, millet bilinci ve bağımsızlık idealine gönül verenler için bir hatırlayış günüdür. Bu gün, geçmişi yüceltirken aynı zamanda bugünün sorumluluğunu da hatırlatır: Türk milletinin birliği, dirliği, ahlakı, adaleti ve istiklali için çalışmak.

Türk milletine, bağımsızlığa ve Türkçülük idealine gönül veren herkese selam olsun.

3 Mayıs Türkçüler Bayramı / Türkçülük Günü kutlu olsun.

 

1 Mayıs 2026 Cuma

“Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle büyük bir güce galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2:249)

Yüce Rabbimiz şöyle buyurur: “Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle büyük bir güce galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2:249)

İçinden geçtiğimiz süreçte, ABD ve İsrail kaynaklı son gelişmelerle bölgemizde tırmanan gerilimi üzüntüyle takip ediyorum. Sağlanan ateşkesin korunmasını, diplomatik temasların sağlıklı şekilde ilerleyerek kalıcı barışa dönüşmesine; yeniden çatışma döngüsüne dönülmemesini ve daha büyük insani trajedilerin yaşanmamasını gönülden temenni ediyorum.

Cuma gününün faziletini ve icabet vaktini vesile ederek; başta Mescid-i Aksa ve Gazze olmak üzere Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Sudan’da ve dünyanın her yerinde mazlumların selamete ermesini, barışın ve adaletin hâkim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Cumanız mübarek olsun. Selam ve dua ile…

24 Nisan 2026 Cuma

“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Kudâî, Müsnedü’ş-şihâb, I, 365.)

 Bugün insanı insan yapan değerlerin zayıfladığı, merhamet ve adalet ihtiyacının her zamankinden daha fazla hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Bu gidişten kurtuluş; insanın özüne dönmesi, vahyin rehberliğine sarılması ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.s) güzel ahlakını hayatına taşımasıyla mümkündür.

 Yüce Rabbimiz, “Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle davet et” buyurur. (Nahl, 16/125) Bizler de hikmeti, güzel sözü, merhameti ve faydalı olmayı şiar edinmeliyiz. Zira Sevgili Peygamberimiz’in buyurduğu gibi: “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Kudâî, Müsnedü’ş-şihâb, I, 365.)

 Bu mübarek Cuma’nın; kalplerimize hikmet, sözlerimize güzellik, işlerimize hayır ve bereket katmasını; başta Gazze, Sudan ve Doğu Türkistan olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan tüm mazlumlara ferahlık, yeryüzüne adalet, merhamet ve huzur getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

 Cuma’nız mübarek olsun.

23 Nisan 2026 Perşembe

Merhum Atalay Şahinoğlu’nu Vefatının Sene-i devriyesinde Rahmet ve Minnetle Yâd Ediyorum Kendisiyle aynı dönemde 14. Dönem İTO Meclis Üyeliği yapmış olmayı da ayrıca bir bahtiyarlık vesilesi olarak görüyorum. Ruhu şâd, kabri nur, mekânı cennet olsun.

İstanbul Ticaret Odası’nda 1982-1995 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, 1995-1999 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkanlığı, 1999-2004 yılları arasında ise Meclis Başkanlığı görevlerinde bulunan; üstlendiği mühim vazifelerle derin izler bırakan, ülkemizin ekonomik açıdan zorlu dönemlerinde tecrübesiyle yol gösteren, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin kuruluşuna öncülük eden ve tarihî Ahi Çelebi Camii’nin yeniden ihyasında emeği bulunan merhum Atalay Şahinoğlu’nu vefatının sene-i devriyesinde rahmet ve minnetle yâd ediyorum.

Kendisiyle aynı dönemde 14. Dönem İTO Meclis Üyeliği yapmış olmayı da ayrıca bir bahtiyarlık vesilesi olarak görüyorum.

Ruhu şâd, kabri nur, mekânı cennet olsun.