Bugün
insanı insan yapan değerlerin zayıfladığı, merhamet ve adalet ihtiyacının her
zamankinden daha fazla hissedildiği bir dönemden geçiyoruz. Bu gidişten
kurtuluş; insanın özüne dönmesi, vahyin rehberliğine sarılması ve Peygamber
Efendimiz’in (s.a.s) güzel ahlakını hayatına taşımasıyla mümkündür.
Dr. Akif AKÇA
Aydın Şehir Hastanesi Başhekim Yardımcısı
Bu Blogda Ara
24 Nisan 2026 Cuma
“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Kudâî, Müsnedü’ş-şihâb, I, 365.)
23 Nisan 2026 Perşembe
Merhum Atalay Şahinoğlu’nu Vefatının Sene-i devriyesinde Rahmet ve Minnetle Yâd Ediyorum Kendisiyle aynı dönemde 14. Dönem İTO Meclis Üyeliği yapmış olmayı da ayrıca bir bahtiyarlık vesilesi olarak görüyorum. Ruhu şâd, kabri nur, mekânı cennet olsun.

İstanbul Ticaret Odası’nda 1982-1995 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkan Vekilliği, 1995-1999 yılları arasında Yönetim Kurulu Başkanlığı, 1999-2004 yılları arasında ise Meclis Başkanlığı görevlerinde bulunan; üstlendiği mühim vazifelerle derin izler bırakan, ülkemizin ekonomik açıdan zorlu dönemlerinde tecrübesiyle yol gösteren, İstanbul Ticaret Üniversitesi’nin kuruluşuna öncülük eden ve tarihî Ahi Çelebi Camii’nin yeniden ihyasında emeği bulunan merhum Atalay Şahinoğlu’nu vefatının sene-i devriyesinde rahmet ve minnetle yâd ediyorum.
Kendisiyle aynı dönemde 14. Dönem İTO Meclis Üyeliği yapmış olmayı da ayrıca bir bahtiyarlık vesilesi olarak görüyorum.
Ruhu şâd, kabri nur, mekânı cennet olsun.
#23Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı Kutlu Olsun!
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin millî egemenlik ilkesini esas alarak 23 Nisan 1920’de açılışının 106’ncı yıl dönümünü ve çocuklarımıza armağan edilen 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutluyorum.
Bu anlamlı gün vesilesiyle başta TBMM’nin ilk Başkanı, Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere tüm Millî Mücadele kahramanlarımızı rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyorum.
Ne yazık ki bugün dünyanın farklı coğrafyalarında çocuklar; savaşın, şiddetin, açlığın ve zorunlu göçün gölgesinde yaşam mücadelesi veriyor. Başta Gazze olmak üzere Doğu Türkistan, Sudan ve dünyanın çeşitli bölgelerinde zulüm altında kalan tüm çocukların barış, güven ve umut içinde büyüyebileceği bir geleceğe en kısa zamanda kavuşmasını temenni ediyorum.
23 Nisan’ın ülkemize, milletimize ve tüm çocuklara sağlık, huzur ve umut getirmesini diliyorum.
https://youtu.be/InTsmVmN7Pg?si=zMHeeW5PW8d_wcvt
21 Nisan 2026 Salı
23 Nisan’da Evde Sağlık Ziyareti

Aydın İl Sağlık Müdürümüz Sayın Dr. Eser Şenkul, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Evde Sağlık Hizmetleri’nden faydalanan çocuklarımızı ve ailelerini evlerinde ziyaret etti.
Ziyaretler kapsamında Yedi Eylül, Efeler ve Yeniköy Mahalleleri’nde ikamet eden çocuklarımızın sağlık durumları hakkında ailelerinden ve Evde Sağlık Hizmetleri ekiplerimizden bilgi alan İl Sağlık Müdürümüz, çocuklarımıza çeşitli hediyeler takdim ederek 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutladı.
İl Sağlık Müdürümüz, “Evde sağlık hizmetlerinden yararlanan hasta ve yakınlarımız hiçbir zaman yalnız değildir” diyerek, Evde Sağlık Hizmetleri ekiplerimizin vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğini vurguladı.
Ailelerimiz ise sunulan hizmetlerden duydukları memnuniyeti ifade ederek, ekiplerimize teşekkürlerini iletti.
Ziyaret programına; Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanımız ve Evde Sağlık Hizmetleri İl Koordinatörümüz eşlik etti.
17 Nisan 2026 Cuma
Çocuklukta Şiddet Tesadüf Değil, İhmallerin Sonucudur
Alkol
ve uyuşturucu gibi bağımlılıklar aklı ve iradeyi zayıflatır; aile huzurunu
yıkar. Dijital bağımlılık ise insanı yalnızlaştırır; merhameti köreltip acıyı
“seyredilen içerik”e dönüştürebilir. Son günlerde yaşadığımız acı hadiseler bir
kez daha gösterdi ki: Çocuklukta şiddet tesadüf değil, ihmallerin sonucudur.
Bu mübarek Cuma gününde Rabbimizden; evlatlarımızın emniyeti, ailelerimizin huzuru ve toplumumuzda merhamet ile adaletin güçlenmesi için dua ediyorum. Rabbim, her türlü bağımlılıktan, şiddetten ve kötülükten bizleri muhafaza eylesin.
Cumanız
mübarek olsun. Selam ve dua ile…
13 Nisan 2026 Pazartesi
Sağlık Sisteminde “Suç” Tartışması: Bir İtiraf mı, Yoksa Yapısal Bir Alarm mı?
Son
günlerde, Reşat Bahat’ın kamuoyuna yansıyan açıklamaları sağlık sistemine
ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi. “İşlemlerin büyük kısmında suç
işliyoruz” şeklinde özetlenen bu ifade, ilk bakışta sert ve sarsıcı bir itiraf
gibi algılandı. Oysa bu söz, tek başına değerlendirildiğinde eksik; bağlamı
içinde okunduğunda ise çok daha derin bir gerçeğin işareti.
Bugün
Türkiye’de sağlık hizmet sunumu, kamu finansmanı ile özel sektörün hizmet
üretiminin birlikte yürütüldüğü karma bir model üzerine kuruludur. Bu model,
teoride erişimi genişletirken kaliteyi artırmayı hedefler. Ancak uygulamada,
finansman ile maliyet arasındaki dengenin bozulması sistemin en zayıf halkasını
oluşturmaktadır.
Sağlık
Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında belirlenen fiyatlar, uzun süredir artan
enflasyon, dövize bağlı tıbbi giderler ve personel maliyetleri karşısında
yetersiz kalmaktadır. Bu durum, özel sağlık kuruluşlarını sürdürülebilirlik
açısından zorlamakta ve onları zor bir tercihle baş başa bırakmaktadır: Ya
zararına hizmet sunmak ya da ilave ücretleri artırarak mali dengeyi sağlamaya
çalışmak.
Tam
da bu noktada ortaya çıkan tablo, mevzuat ile saha gerçekliği arasındaki
mesafenin açıldığını göstermektedir. Bu mesafe, zamanla sistem içinde gri
alanların oluşmasına neden olmakta ve tartışmaların merkezine yerleşmektedir.
Vatandaş
açısından bakıldığında ise mesele daha nettir. Aynı sağlık hizmeti için farklı
kurumlarda ciddi ücret farklılıkları oluşabilmekte, hizmet öncesi yeterli mali
bilgilendirme yapılmamakta ve hak arama süreçleri çoğu zaman pratikte
işletilememektedir. Bu durum, sağlık sistemine duyulan güveni doğrudan
etkilemektedir.
Bu
tartışmayı yalnızca “suç” kavramı üzerinden yürütmek, meseleyi daraltmak olur.
Asıl problem, sistemin tasarımında ve işleyişinde ortaya çıkan yapısal
uyumsuzluktur. Bugün karşı karşıya olduğumuz durum, bireysel ihlallerin
ötesinde, sürdürülebilirlik krizinin habercisidir.
Eğer
mevcut yapı bu şekilde devam ederse, sağlık hizmetlerinde fiilen iki katmanlı
bir sistemin oluşması kaçınılmaz hale gelebilir: Kağıt üzerinde herkese eşit
erişim sunan, ancak uygulamada cepten ödemelerin giderek arttığı bir yapı. Bu
da hem eşitsizlikleri artırır hem de kamuya olan güveni zedeler.
Bu
noktada yapılması gereken, meseleyi suç–ceza eksenine indirgemek değil; sistemi
bütüncül bir bakış açısıyla yeniden ele almaktır. SUT fiyatlarının gerçek
maliyetleri yansıtacak şekilde güncellenmesi, fiyatlandırmada şeffaflığın
sağlanması ve denetim mekanizmalarının sahada etkin hale getirilmesi, atılması
gereken temel adımlar arasında yer almaktadır.
Sonuç
olarak, Reşat Bahat’ın sözleri bir itiraf olarak değil, bir uyarı olarak
okunmalıdır. Bu uyarı, sağlık sisteminin mevcut haliyle sürdürülebilirliğinin
sorgulanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Sağlık
hizmetlerinde kalite, erişilebilirlik ve finansal dengeyi aynı anda
koruyabilmek, ancak gerçekçi ve cesur reformlarla mümkündür. Aksi halde
tartışmalar devam edecek, ancak sorunlar derinleşecektir.
10 Nisan 2026 Cuma
“Allah katında yegâne din İslâm’dır.” (Âl-i İmrân, 3/19.)
Cenâb-ı Hak, dünyamızı ve âhiretimizi mamur kılmak üzere bizlere akıl ve irade vermiş; peygamberler göndermiş, kitaplar indirmiştir. “Allah katında yegâne din İslâm’dır.” (Âl-i İmrân, 3/19.) fermanıyla da kıyamete kadar gelecek bütün insanlar için İslâm’ı seçmiştir.
Yangın yerine çevrilmek istenen dünyamızı yeniden huzur yurduna dönüştürecek olan, Kur’ân-ı Kerîm’in hayat veren ilkeleridir. Gönülleri birbirine ısındıracak, insanları birbirine kaynaştıracak olan ise Allah Resûlü (s.a.s.)’in güzel ahlâkıdır.
Ancak yeryüzünün birçok yerinde yaşanan acılar sebebiyle gönlümüz bir yanıyla buruktur. Başta Mescid-i Aksâ ve Gazze olmak üzere Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Sudan’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında zulüm altında yaşayan mazlumların hüznü, sevinçlerimize gölge düşürmektedir. Temennimiz; akan kanın durduğu, gözyaşlarının dindiği, adaletin, merhametin ve huzurun hâkim olduğu bir dünyanın mümkün olmasıdır.
Bu mübarek Cuma gününün faziletini ve icabet vaktini vesile ederek; zulüm altındaki tüm mazlumların ferahlığa kavuşmasını, barışın ve adaletin hâkim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Cumanız mübarek
olsun. Selam ve dua ile…



