Venezuela’da yaşanan son gelişmeler, uluslararası kamuoyunda ciddi kaygılara yol açmıştır. ABD tarafından gerçekleştirildiği açıklanan askerî operasyon kapsamında, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro ve eşi Cilia Flores’in ülke dışına çıkarıldığı iddiası; egemenlik, uluslararası hukuk ve bölgesel istikrar açısından son derece ağır sonuçlar doğurmaktadır.
Seçilmiş bir devlet başkanına yönelik askerî müdahale ve zorla ülke dışına çıkarma iddiası, Birleşmiş Milletler Şartı başta olmak üzere uluslararası hukukun temel ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu tür uygulamalar, küresel ölçekte tehlikeli emsaller oluşturmakta ve uluslararası hukuk düzenini zedelemektedir.
Venezuela yönetiminin uzun süredir Filistin davasına verdiği açık destek, yaşananların ideolojik ve jeopolitik arka planını güçlendiren unsurlardan biridir. Filistin’le dayanışmayı sembolik ve diplomatik düzeyde sürdüren bu yaklaşım, ABD ve İsrail politikalarına karşı geliştirilen anti-emperyalist dış politikanın bir parçası olarak bilinmektedir. Bu desteğin operasyonun resmî gerekçesi olduğuna dair doğrudan bir kanıt bulunmamakla birlikte, gelişmelerin bağlamı açısından göz ardı edilmemelidir.
Öte yandan, Venezuela’nın sahip olduğu büyük petrol rezervleri, krizin ekonomik ve stratejik boyutunu daha da önemli hâle getirmektedir. Olası bir rejim değişikliğinin, enerji piyasaları ve bölgesel dengeler üzerinde ciddi etkiler doğuracağı açıktır.
Yaşanan bu süreç, Latin Amerika’da siyasi kutuplaşmayı derinleştirme ve bölgesel istikrarsızlığı artırma riski taşımaktadır. Tüm tarafların; sivillerin korunmasına, uluslararası hukuka saygıya ve diplomatik çözüm yollarına öncelik vermesi büyük önem arz etmektedir.






