Bu Blogda Ara

18 Eylül 2026 Cuma

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.” (Nahl, 16/90)


Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı ve yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.” (Nahl, 16/90)

Adalet, merhamet ve iyilik; yalnızca bireysel hayatımızın değil, huzurlu bir toplumun ve barış içinde bir dünyanın da temelidir. Mümin, haksızlığa kayıtsız kalmayan; mazlumun derdiyle dertlenen, imkânı ölçüsünde iyiliği çoğaltmaya ve kötülüğe engel olmaya gayret eden kişidir.

Bugün Gazze başta olmak üzere Filistin’de, Doğu Türkistan’da, Sudan’da, Arakan’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında zulüm altında yaşayan milyonlarca insanın feryadı, hepimizin vicdanına yönelmiş bir çağrıdır. Akan her damla kan, sönen her umut ve yıkılan her yuva; insanlığın adalet ve merhamet sorumluluğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.

Bu mübarek Cuma gününün hürmetine; zulüm altında yaşayan bütün mazlumlara nusret ve ferahlık ihsan etmesini, haksızlıkların sona ermesini, akan kanın ve gözyaşının dinmesini ve yeryüzünde adaletin, merhametin, barışın ve huzurun hâkim olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.

Cumanız mübarek olsun.

Selâm ve dua ile…

17 Eylül 2026 Perşembe

Celal Kara’ya Verilen Sağlık Raporları Sürecinden İfade Özgürlüğü Kararına: Manevi Tazminat Davası Dr. Akif Akça Lehine Sonuçlandı

Celal Kara’ya Verilen Sağlık Raporları Sürecinden İfade Özgürlüğü Kararına

Bazı dosyalar yalnızca bir dava dosyası değildir.

Bir dönemin tartışmalarını, kamu görevlilerinin sorumluluğunu, yapılan itirazları ve yıllar sonra verilen yargı kararlarını aynı çizgide buluşturur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 09.09.2026 tarihli kararı da benim açımdan böyle bir sürecin önemli halkalarından biri oldu.

Olayın arka planı 2014 yılına uzanıyor.

Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, FETÖ/PDY kapsamında meslekten ihraç edilen ve halen firari olarak aranan özel yetkili savcı Celal Kara’ya düzenlenen ameliyat ve istirahat raporları, daha sonra idari incelemelere konu edildi.

Dava kapsamında sunduğum savunmada; raporların düzenlenme biçimi, ameliyat ve patoloji kayıtları arasındaki uyumsuzluklar ile devam raporunun farklı bir hekim tarafından verilmesi gibi hususların incelemeye alındığını belirttim.

İstanbul Valiliğinin 13.04.2017 tarihli inceleme oluru kapsamında görevlendirilen ön incelemeci de süreçte bazı uyumsuzluklar tespit etmiş ve konunun daha ileri incelemeye tabi tutulması yönünde tevdi raporu hazırlamıştı.

Bu süreçle ilgili yaptığım sosyal medya paylaşımları nedeniyle Dr. Necati Taşkın tarafından hakkımda 50.000 TL manevi tazminat davası açıldı.

Aynı paylaşımlar nedeniyle yürütülen ceza davasında ise Bakırköy 13. Asliye Ceza Mahkemesi hakkımda beraat kararı verdi.

Karar, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesinin istinaf ve Yargıtay 4. Ceza Dairesinin temyiz incelemelerinden geçerek 24 Haziran 2025’te kesinleşti.

Ardından Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesi de 02.12.2025 tarihinde manevi tazminat davasını reddetti.

Davacı taraf kararı istinafa taşıdı.

Dosya, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin önüne geldi.

Daire, dava konusu ifadeleri bir bütün olarak değerlendirdi.

Ve kararın gerekçesinde:

söz konusu ifadelerin eleştirel mahiyette olduğu, hakaret niteliği taşımadığı, kişisel değer yargısı kapsamında bulunduğu ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde kaldığı kabul edildi.

Bu gerekçeyle davacının istinaf başvurusu, HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca esastan reddedildi.

Böylece Bakırköy 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı korunmuş oldu.

İstanbul BAM 4. Hukuk Dairesinin 09.09.2026 tarihli kararıyla hakkımda açılan manevi tazminat davası lehime sonuçlandı.

Karar, HMK 362/1-a maddesi gereğince miktar itibarıyla kesin olarak verildi.

Bu dosyanın benim açımdan anlamı yalnızca bir davanın lehime sonuçlanmış olması değildir.

Asıl önemli olan, kamuoyunu ilgilendiren bir konuda yapılan eleştirinin hukuki sınırlar içinde değerlendirilmiş olmasıdır.

Mahkeme, eleştiriyi hakaretle eşitlemedi.

Kişisel değer yargısı ile kişilik hakkına saldırı arasındaki çizgiyi ayırdı.

İfade özgürlüğünün yalnızca hoşa giden sözleri değil; rahatsız eden, sorgulayan ve tartışma yaratan düşünceleri de kapsayabileceğini ortaya koydu.

Hukuk devleti tam da burada anlam kazanır.

Eleştiri susturulacak bir tehdit değil; demokratik toplumda hukuk sınırları içinde korunması gereken bir haktır.


 

Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ı 65. Yılında Rahmetle Anıyorum

Bugün, Türkiye’nin demokrasi ve hukuk tarihinde derin izler bırakan acı hadiselerden birinin üzerinden 65 yıl geçti.

27 Mayıs 1960 askerî darbesiyle Demokrat Parti iktidarına son verildi; Cumhurbaşkanı Celâl Bayar, Başbakan Adnan Menderes, bakanlar ve milletvekilleri tutuklandı ve Yassıada’da yargılandı.

Bu sürecin sonunda Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan 16 Eylül 1961’de, Başbakan Adnan Menderes ise 17 Eylül 1961’de İmralı Adası’nda idam edildi.

1899 yılında Aydın’da dünyaya gelen Adnan Menderes, 1931’de Aydın Milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Demokrat Parti’nin “Yeter, söz milletindir!” sloganıyla yürüttüğü 1950 seçimlerinin ardından yaklaşık on yıl Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlığı görevini üstlendi.

Menderes’in son anlarına ilişkin kayıtlarda, idam kararı kendisine okunduğunda;

“Allah milletimize zeval vermesin.”

dediği aktarılmaktadır.

Cumhuriyet Arşivi’nde yer alan vasiyet zaptında ise şu ifadeler bulunmaktadır:

“Hayata veda etmek üzere olduğum şu anda devletim ve milletime ebedî saadetler dilerim. Bu anda karımı ve çocuklarımı şefkatle anıyorum.”

Adnan Menderes, 17 Eylül 1961 günü İmralı Adası’nda idam edildi.

Aradan 65 yıl geçti.

Ancak 27 Mayıs darbesi, Yassıada yargılamaları ve bir Başbakan ile iki bakanın idam edilmesi; Türkiye’nin demokrasi, hukuk ve siyasi hayatında bıraktığı derin izlerle hafızalardaki yerini koruyor.

Geçmişi hatırlamanın anlamı yalnızca yaşanan acıları anmak değildir. Aynı zamanda demokrasinin, hukukun üstünlüğünün, adil yargılanma hakkının ve millet iradesinin kıymetini gelecek nesillere aktarabilmektir.

Siyasetçiler eleştirilebilir.

Hükûmetler değişebilir.

İktidarlar seçimle gelip seçimle gidebilir.

Ancak hiçbir siyasi ihtilafın çözümü askerî müdahale ve darağacı olmamalıdır.

Millet iradesinin üstünlüğü ve hukukun egemenliği, geçmişin acı tecrübelerinden çıkaracağımız en önemli derslerden ve gelecek nesillere bırakacağımız en kıymetli miraslardan biri olmalıdır.

11 Nisan 1990’da kabul edilen 3623 sayılı Kanunla Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın hukukî itibarları iade edildi; naaşları 17 Eylül 1990’da, idamlarından 29 yıl sonra, devlet töreniyle İstanbul’daki Anıt Mezar’a nakledildi.

2020 yılında kabul edilen 7248 sayılı Kanunla da Yüksek Adalet Divanının hukukî dayanağını oluşturan hükümler geçmişe etkili olarak yürürlükten kaldırıldı; hükümsüz hâle gelen kararların adlî sicil ve arşiv kayıtlarından silinmesi hükme bağlandı.

Bu duygu ve düşüncelerle;

Aydın’ın yetiştirdiği devlet adamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanlarından Adnan Menderes’i; Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’yu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ı, idam edilişlerinin 65. yılında rahmet, minnet, saygı ve hürmetle yâd ediyorum.

Mekânları cennet, ruhları şâd olsun.

Demokrasinin, hukukun üstünlüğünün ve millet iradesinin bir daha hiçbir şart altında kesintiye uğramaması temennisiyle…

Kaynak Notları

  1. TBMM: Adnan Menderes’in biyografisi; 1899 Aydın doğumu ve 1931’de milletvekilliğine seçilmesi.
  2. TBMM – Meclis Haber: Demokrat Parti’nin 1950 seçimleri ve “Yeter, söz milletindir!” sloganı.
  3. Anadolu Ajansı / TRT Haber: 16–17 Eylül 1961 infazları ile Menderes’in son anlarına ilişkin anlatımlar.
  4. Cumhuriyet Arşivi belgelerini aktaran TRT Haber: Menderes’in vasiyet zaptındaki ifade.
  5. TBMM – 3623 sayılı Kanun: Hukukî itibarların iadesi.
  6. Resmî Gazete – 7248 sayılı Kanun: Yüksek Adalet Divanına ilişkin 2020 düzenlemesi. 

16 Eylül 2026 Çarşamba

Uluslararası Sağlık Turizmi Yolculuğunda Güzel Bir Netice

Aydın Şehir Hastanemizin Uluslararası Sağlık Turizmi Yetki Belgesi almaya hak kazanmış olmasını büyük bir memnuniyetle öğrendim.

Aydın Şehir Hastanesinde Başhekim Yardımcısı olarak görev yaptığım dönemde; Sağlık Turizmi Biriminin oluşturulması, gerekli kurumsal yapılanmanın başlatılması ve USHAŞ nezdindeki sertifikasyon ve başvuru sürecine ilişkin hazırlık ve sözleşme çalışmalarının yürütülmesi aşamalarında çalışma arkadaşlarımızla birlikte emek verdiğimiz bu sürecin bugün böyle güzel bir neticeye ulaşmış olması, benim için de ayrı bir mutluluk ve gurur vesilesidir.

Kurumsal başarılar, farklı dönemlerde görev alan birçok insanın emeğinin, gayretinin ve ortak bir hedef doğrultusunda yürüttüğü çalışmaların sonucudur. Başlatılmasına katkı sunduğumuz çalışmaların devam ettirilerek Aydın Şehir Hastanemizin uluslararası sağlık turizmi alanında yetkilendirilmiş sağlık tesisleri arasına katılmasını son derece kıymetli buluyorum.

Başta Aydın İl Sağlık Müdürümüz Dr. Eser Şenkul ve Aydın Şehir Hastanesi yönetimi olmak üzere; hazırlık, başvuru, denetim ve yetkilendirme sürecinde emeği geçen tüm yönetici ve çalışma arkadaşlarımızı gönülden tebrik ediyorum.

Aydın Şehir Hastanemize, Aydın’ımıza ve sağlık camiamıza hayırlı olsun.

Uluslararası hastalara nitelikli, güvenli ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunma yolunda atılan bu önemli adımın nice güzel çalışmalara ve yeni başarılara vesile olmasını diliyorum.

11 Eylül 2026 Cuma

“Size cehenneme girmeyecek kimseleri bildireyim mi? Cana yakın, yumuşak huylu ve kolay geçinilen kişi.” (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 45)

Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Size cehenneme girmeyecek kimseleri bildireyim mi? Cana yakın, yumuşak huylu ve kolay geçinilen kişi.” (Tirmizî, Sıfatü’l-Kıyâme, 45)

Bugün; maddeyi önceleyip manayı öteleyen, görünür olmayı yegâne hedef hâline getiren, fâni olanı bâkiye, yalanı hakikate tercih eden anlayış hepimizi derinden etkilemektedir. Böylesi bir ortamda yeniden kendimizle yüzleşmeye, hayatımızı ve ahlâkımızı gözden geçirmeye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız vardır.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) güler yüzü, nazik tabiatı, ince ve hassas ruhuyla temsil ettiği nebevî ahlâkı hayatımıza yansıtmak; insanlara karşı cana yakın, yumuşak huylu, anlayışlı ve kolaylaştırıcı olmak hepimiz için büyük bir sorumluluktur.

Unutmayalım ki insan onuruna yakışır bir hayat yaşamanın yolu; Sevgili Peygamberimiz’in (s.a.v.) cihanşümul ahlâkını tanımaktan, merhameti çoğaltmaktan ve güzel ahlâka sımsıkı sarılmaktan geçmektedir.

Bu mübarek Cuma’nın; kalplerimizi kibirden, öfkeden ve katılıktan arındırmasına, dilimizi güzel sözle, hâlimizi nezaket ve merhametle güzelleştirmesine, insanlara yük değil kolaylık, kırgınlık değil muhabbet, sertlik değil şefkat taşıyan kullardan olmamıza; mazlumların hak ve hürriyetlerine kavuşmasına, başta Gazze, Sudan, Doğu Türkistan ve Hindistan olmak üzere dünyanın dört bir yanında akan kan ve gözyaşının dinmesine, insan onurunun her türlü çıkar ve siyasetin üzerinde tutulduğu daha adil ve merhametli bir dünyanın inşasına vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Cuma’nız mübarek olsun.

7 Eylül 2026 Pazartesi

Prof. Dr. Asaf Ataseven’i Vefatının 18. Yılında Rahmet ve Minnetle Anıyorum

8 Eylül 2008’de Hakk’ın rahmetine kavuşan, ömrünü hekimliğe, ilme, hayır hizmetlerine ve insanımıza adamış Prof. Dr. Asaf Ataseven Hocamızı, vefatının 18. yıl dönümünde rahmet, minnet ve dualarla yâd ediyorum.


Prof. Dr. Asaf Ataseven (1932–2008)

Asaf Ataseven Hocam, benim için yalnızca tıp camiamızın kıymetli bir hocası ve meslek büyüğü değildi. Aynı zamanda rahmetli babamın kadim dostlarından biri, benim de sağlığında tanıma, görüşme ve sohbetlerinden istifade etme bahtiyarlığına eriştiğim değerli bir büyüğümdü. Bu sebeple kendisini bugün hem meslekî hizmetleriyle hem de ailemizin hafızasında bıraktığı güzel hatıralarla ayrı bir gönül yakınlığı içinde anıyorum.

Uzun yıllar Bezm-i Âlem Valide Sultan Vakıf Gureba Hastanesi’nde hekim, klinik şefi ve başhekim olarak hizmet eden Asaf Ataseven Hocamız; Vakıf Gureba’nın tarihî misyonunun ve vakfiye ruhunun yaşatılması için gösterdiği gayret, çalışkanlığı, mücadeleci kişiliği ve hayır hizmetlerine olan bağlılığıyla tıp camiamızda unutulmaz izler bıraktı.

Hocamızla ilgili hafızamda yer eden kıymetli hatıralardan biri de 1994 yılı Ramazan ayında Darüzziyafe’de düzenlenen iftar programıdır. O yıllarda Sağlık-Der İstanbul Şubesi Başkanlığı görevini yürüttüğüm dönemde gerçekleşen bu programdan kalan fotoğraflar, bugün benim için yalnızca geçmişten birer kare değil; rahmetli Hocamızla aynı dostluk ve hizmet ortamlarını paylaşmış olmanın kıymetli hatıralarıdır.

1994 Ramazanı’ndan Bir Hatıra

1994 yılı Ramazan ayı, Darüzziyafe – İstanbul. İftar programında, dönemin Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Recep Tayyip Erdoğan’a kendisi için hazırlanan plaketin takdiminden bir kare.

                                          

1994 yılı Ramazan ayında Darüzziyafe’de düzenlenen iftar programından bir başka hatıra. Prof. Dr. Asaf Ataseven Hocamız da programın kıymetli davetlileri arasındaydı.

Arşiv Notu:

1994 yılı Ramazan ayında Darüzziyafe’de düzenlenen bu iftar programında, Refah Partisi’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Recep Tayyip Erdoğan’a kendisi için hazırladığımız plaket, dönemin Bağcılar Belediye Başkanı Av. Feyzullah Kıyıklık tarafından takdim edilmişti. Ben de o yıllarda Sağlık-Der İstanbul Şubesi Başkanı olarak programın davet sahibi sıfatıyla bulunuyordum. Rahmetli Prof. Dr. Asaf Ataseven Hocamız da bu iftar programının kıymetli davetlileri arasındaydı. 

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer…

İlimle inancı, meslek ahlâkıyla hizmet şuurunu bir arada yaşatan; ardında eserler, hayırlı hizmetler ve güzel hatıralar bırakan kıymetli Hocamızı rahmetle yâd ediyorum.

Rabbim Prof. Dr. Asaf Ataseven Hocamıza rahmetiyle muamele eylesin; kabrini nur, makamını âli, mekânını cennet eylesin. Rahmetli babam başta olmak üzere ebediyete irtihal eden bütün dostlarına da rahmetiyle muamele eylesin.

Ruhu için el-Fâtiha… 

#AsafAtaseven #VakıfGureba #Bezmialem #Vefa #RahmetleAnıyoruz #TıpTarihi

Teşekkürler Filenin Sultanları… Sizinle gurur duyuyoruz!

 

2026 CEV Kadınlar Avrupa Voleybol Şampiyonası finalinde İtalya’yı 3-2 mağlup ederek üst üste ikinci kez Avrupa şampiyonu olan A Millî Kadın Voleybol Takımımızı yürekten kutluyorum. 🇹🇷🏆

2023’te kazandıkları tarihi şampiyonluğun ardından unvanlarını koruyarak bir kez daha Avrupa’nın zirvesine çıkan Filenin Sultanları, azimleri, mücadeleleri ve takım ruhlarıyla milletimize büyük bir gurur yaşattılar.

Bu büyük başarı, aynı zamanda Los Angeles 2028 Olimpiyat Oyunları’na katılma hakkını da beraberinde getirdi.

Ay-yıldızlı formamızı gururla taşıyan sporcularımızı, teknik heyetimizi ve bu tarihi başarıda emeği bulunan herkesi gönülden tebrik ediyorum.

Teşekkürler Filenin Sultanları…

Sizinle gurur duyuyoruz! 🇹🇷👏🏆

#FileninSultanları #AvrupaŞampiyonu #Türkiye #EuroVolley2026