15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan hain darbe girişimi;
yalnızca milletimizin iradesine değil, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal
düzenine, hukuk devletine ve kamu kurumlarına yönelik organize bir saldırıydı.
Aziz milletimizin kararlı direnişi, güvenlik güçlerimizin fedakârlığı ve
devletimizin iradesi sayesinde bu kalkışma bertaraf edilmiş; ardından devletin
kurumlarını yeniden güçlendirmeye ve hukukun üstünlüğünü esas alan bir yeniden
yapılanma süreci başlamıştır.
Aradan geçen on yıl içerisinde terör örgütü
mensuplarıyla mücadele kapsamında önemli adımlar atılmış, kamu kurumlarında
kapsamlı yapısal değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Bununla birlikte, hukuk
devletinin en temel ilkelerinden biri olan idarenin, kendi işlem ve
uygulamalarını gerektiğinde hukuka uygunluk ve hakkaniyet ölçütleri
çerçevesinde yeniden değerlendirebilme sorumluluğu, bugün de önemini
korumaktadır.
Bu kapsamda, 24.10.2016 tarihli ve 11853 sayılı
başvurum üzerine Kamu Denetçiliği Kurumu tarafından verilen 24.04.2017 tarihli
ve 18745356-101.07.04-E.3778 sayılı Tavsiye Kararında;
“Verilen disiplin cezaları ile görev yeri değişikliği
işlemlerinin nesnel ve adil bir şekilde yapıldığı hakkındaki şüpheler ile
Fetullahçı Terör Örgütü hakkında ortaya çıkan güncel gelişmeler göz önünde
bulundurularak, söz konusu işlemlerin hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönünden
yeniden incelenmesi; hukuka aykırılık tespit edilmesi hâlinde mağduriyetin
giderilmesi ve bu mağduriyete sebebiyet veren sorumlular hakkında gerekli adli
ve idari işlemlerin başlatılması” yönünde tavsiyede bulunulmuştur.
Bu tavsiye kararı, yalnızca bireysel bir başvuruya
ilişkin değerlendirme değil; idarenin kendi işlem ve uygulamalarını hukuk ve
hakkaniyet ilkeleri ışığında yeniden gözden geçirmesi gerektiğine ilişkin
kurumsal bir değerlendirme niteliği de taşımaktadır.
Söz konusu Tavsiye Kararı, Sağlık Bakanlığı ve Türkiye
Kamu Hastaneleri Kurumu aracılığıyla ilgili idarelere iletilmiştir. Ancak
aradan geçen süre içerisinde, tavsiye kararında belirtilen hususların yerine
getirildiğine veya yeniden değerlendirme sürecinin işletildiğine ilişkin
tarafıma herhangi bir bilgi ulaşmamış; bu yönde somut bir idari işlem de tespit
edilememiştir.
Oysa hukuk devleti; yalnızca hukuka aykırı fiilleri
yaptırıma bağlayan değil, gerektiğinde kendi idari işlem ve uygulamalarını da
objektiflik, hakkaniyet ve hukukilik ilkeleri çerçevesinde yeniden
değerlendirebilen devlettir. Zira idarenin hukuka bağlılığı, yalnızca yeni
işlem tesis ederken değil; geçmişte tesis edilmiş işlemleri de gerektiğinde
gözden geçirebilme iradesiyle anlam kazanır. Kurumsal güven ancak bu anlayışla
güçlenebilir; kamu vicdanı ancak bu şekilde tahkim edilebilir.
Kamu Denetçiliği Kurumu, Anayasa’nın 74. maddesi
uyarınca idarenin işleyişini hukuk ve hakkaniyet yönlerinden incelemek ve
idareye tavsiyelerde bulunmak amacıyla oluşturulmuş anayasal bir kurumdur.
Tavsiye kararlarının hukuken bağlayıcı olmaması, idarenin bu kararları
ciddiyetle değerlendirme, gerekçeli biçimde ele alma ve kurumsal hafızanın bir
parçası hâline getirme sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Güçlü devlet anlayışı,
eleştiriden kaçınan değil; hukukun gösterdiği istikamette kendisini sürekli
yenileyebilen devlettir.
15 Temmuz’un 10. yıl dönümünde bu hususu; herhangi bir
kişisel hesaplaşma amacıyla değil, devlet hafızasının canlı tutulması, hukuk
devletinin güçlendirilmesi, kurumsal sorumluluk bilincinin geliştirilmesi ve
benzer mağduriyetlerin tekrar yaşanmaması adına tarihe not düşmek amacıyla
kamuoyunun takdirine sunuyorum.
Çünkü 15 Temmuz’dan çıkarılması gereken en önemli derslerden biri şudur: Devleti ayakta tutan yalnızca tehditleri bertaraf etme gücü değil; hukuka bağlılığı, adaleti tesis etme iradesi, kurumsal hafızasını koruyabilmesi ve gerektiğinde kendi işlemlerini de cesaretle gözden geçirebilme olgunluğudur.
Geçmişten alınan derslerin, geleceğin daha güçlü, daha
adil ve daha güvenilir kamu yönetiminin teminatı olacağına inanıyor;
devletimizin hukukun üstünlüğü, liyakat, adalet ve kurumsal hafıza ilkeleri
doğrultusunda daha da güçlenerek yoluna devam edeceğine olan inancımı muhafaza
ediyorum.
Bu vesileyle, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik
Günü’nün 10. yıl dönümünde; vatanı, bayrağı, ezanı ve mukaddesatı uğruna
canlarını feda eden aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyor;
kahraman gazilerimize sağlık, huzur ve hayırlı ömürler diliyorum.
15 Temmuz'un
bizlere bıraktığı en büyük sorumluluk; hukukun üstünlüğünü, adaleti, liyakati
ve kurumsal hafızayı daima canlı tutmaktır. Çünkü güçlü devlet; yalnızca
tehditleri bertaraf edebilen değil, hukukun rehberliğinde kendini
yenileyebilen, hatalarından ders çıkarabilen ve milletinin adalet duygusunu her
şart altında koruyabilen devlettir.
“Devlet
hafızası, geçmişi unutmamak için değil; geçmişten ders çıkararak adaleti
geleceğe taşımak için vardır.”






