Bu Blogda Ara

31 Aralık 2025 Çarşamba

Yeni Yıl Tebrik Mesajı – 2026


Bir yılı daha geride bırakırken; sağlık, huzur ve umut duygularının yeni yılda hayatımızda daha güçlü yer bulmasını diliyorum.

Onurumuzu koruyarak, umudumuzu kaybetmeden; kötülüğe ve adaletsizliğe karşı umudu ve iyiliği yaşatabilmeyi temenni ediyorum.

2026’nın; sevdiklerimizle güzel anılar biriktirdiğimiz, emeğin karşılığını bulduğu, insanın insana insan gibi baktığı; savaşların ve haksızlıkların son bulduğu bir yıl olmasını diliyorum.

Bu inançla, çocukların kaderinin savaşla değil umutla yazıldığı bir dünyaya dair umudumuzu diri tutarak yeni yıla giriyoruz.

Yeni yılın; ülkemize adalet ve huzur, insanlığa barış ve merhamet getirmesini; umutların yeniden yeşerdiği bir yıl olmasını temenni ediyorum.

Tüm mazlumların yüzünün güldüğü, kötülüklerin geride kaldığı; iyiliğin kazandığı bir yıl olsun.

Yeni yılınız kutlu olsun.

29 Aralık 2025 Pazartesi

Mahkeme; Dönemin Başhekim Yardımcısı Dr. Akif Akça İle Bir Sosyal Hizmet Uzmanı Hakkında Ayrı Ayrı Beraat Kararı Vermiştir

2017 Yılında Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde Yaşandığı İddia Edilen 18 Yaş Altı Gebelik Vakalarına İlişkin Dava Beraatle Sonuçlanmıştır.


2017 yılında Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 18 yaş altı gebelik vakalarına ilişkin bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediği iddiasıyla açılan ceza davası, Küçükçekmece 27. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından karara bağlanmıştır.


Mahkeme; dönemin başhekim yardımcısı Dr. Akif Akça ile bir sosyal hizmet uzmanı hakkında ayrı ayrı beraat kararı vermiştir.


Mahkeme Kararının Esas Gerekçeleri


Mahkeme kararında özetle;

 • Bildirim yükümlülüğünün, ilgili mevzuat gereği doğrudan hastayı muayene eden sağlık personeline ait olduğu,

 • Sanıkların, söz konusu vakalarda hastayı muayene eden veya tıbbi süreci yürüten kişiler olmadığı,

 • Suçun oluşabilmesi için gerekli olan somut delil ve kasıt unsurunun dosya kapsamında bulunmadığı,

 • Özellikle yabancı uyruklu hastalarda yaş tespitinin güçlüğü nedeniyle sanıklar açısından cezai sorumluluk yüklenemeyeceği


hususları açıkça belirtilmiştir.


Bu gerekçeler doğrultusunda mahkeme, sanıklar hakkında ceza sorumluluğu bulunmadığına hükmederek beraat kararı tesis etmiştir.

28 Aralık 2025 Pazar

İstanbul Tıp Fakültesi’nde Prof. Dr. Tufan Tükek’in Dekanlık Dönemi Tamamlandı

İstanbul Tıp Fakültesi’nde bir dekanlık dönemi daha tamamlandı.


Görev süresi boyunca fakültemizin akademik, bilimsel ve kurumsal gelişimine sunduğu değerli katkılar; ekip ruhunu önceleyen, vizyoner ve kapsayıcı yönetim anlayışıyla İstanbul Tıp Fakültesi’nin ülkemizde ve uluslararası alandaki güçlü konumunu daha da ileriye taşıdı.


Bu emek dolu süreçte ortaya konan çalışmaların, fakültemiz adına kalıcı ve kıymetli izler bıraktığına inanıyorum.


İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı olarak görev yapan Prof. Dr. Tufan Tükek Hocamıza, eğitime ve bilime sunduğu katkılar için teşekkür ediyor; bundan sonraki akademik ve meslekî çalışmalarında başarılarının artarak devam etmesini diliyorum.


https://www.instagram.com/reel/DS0A3HHEQNe/?igsh=MWt3cGdoMXF2MmtnaQ==

27 Aralık 2025 Cumartesi

Kanuni Sultan Süleyman EAH Çocuk Gebeliği Vakalarına İlişkin Davada Başhekim Yardımcısı ve Sosyal Hizmet Uzmanı Beraat Etti

Kamuoyunda, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 01 Ocak 2017 – 24 Mayıs 2017 tarihleri arasında meydana geldiği iddia edilen ve yaklaşık 110–115 adet 18 yaş altı çocuk gebeliği vakasının, özellikle 15–18 yaş aralığında ve yabancı uyruklu olanların, yetkili mercilere (savcılık/emniyet) bildirilmediği yönündeki iddialar kapsamında açılan kamu davası, yargılamanın tamamlanmasıyla sonuçlandı.

Yürütülen yargılama sonucunda Küçükçekmece 27. Asliye Ceza Mahkemesi, sanık olarak yargılanan başhekim yardımcısı ve sosyal hizmet uzmanı hakkında beraat kararı verdi.

Mahkeme kararında;

Suçu bildirmeme suçunun oluşabilmesi için, kamu görevlisinin resen soruşturulması gereken bir suçu görevi sırasında ve somut biçimde öğrenmiş olması gerektiği,

Bildirim yükümlülüğünün, bizzat hastayı muayene eden ve gebeliği tespit eden sağlık mesleği mensubuna ait olduğu,

İdari görevde bulunmakla birlikte doğrudan tıbbi muayene ve gebelik tespiti yapmayan yöneticiler açısından, sırf görev unvanı nedeniyle otomatik bir cezai sorumluluk doğmayacağı,

Özellikle yabancı uyruklu hastalarda yaş tespitinin net biçimde yapılamadığı durumlarda, kasıt veya ihmali ortaya koyan kesin ve inandırıcı delil bulunmaksızın cezai sorumluluk yüklenemeyeceği hususlarına açıkça yer verdi.

Bu değerlendirmeler doğrultusunda Mahkeme, sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 279/1 ve 43/1. maddeleri kapsamında cezalandırılmalarını gerektirecek her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delilin dosya kapsamında bulunmadığı sonucuna vararak, başhekim yardımcısı ve sosyal hizmet uzmanı hakkında ayrı ayrı beraat kararı verdi.

Söz konusu karar; çocuk gebeliği vakalarında bildirim yükümlülüğünün hukuki sınırlarını, cezai sorumluluğun kişisel, somut fiile ve doğrudan tıbbi tespitle sınırlı olduğunu ortaya koyması bakımından, sağlık camiası ve kamuoyu açısından önemli bir hukuki değerlendirme niteliği taşımaktadır.


https://www.instagram.com/p/DSvplNOjIx3/?igsh=aTdwaXE5MWlvNjcw

26 Aralık 2025 Cuma

“İnsanların hesaba çekilecekleri gün iyice yaklaştı; hâlbuki onlar gaflet içinde haktan yüz çevirmektedirler” (Enbiyâ, 21/1)


Yüce Rabbimizin, “İnsanların hesaba çekilecekleri gün iyice yaklaştı; hâlbuki onlar gaflet içinde haktan yüz çevirmektedirler” (Enbiyâ, 21/1) ikazına kulak verelim.

Sudan’da açlıkla, Gazze’de kuşatma ve zulümle hayata tutunmaya çalışan milyonlarca masumun feryadı, bugün insanlığın vicdanına yönelmiş ağır bir çağrıdır. Toprağa düşen her çocuk, yıkılan her yuva ve sönen her umut; bizlere büyük bir sorumluluk ve derin bir muhasebe yüklemektedir.

Zulüm nerede yaşanırsa yaşansın, tüm insanlığın yüreğinde açılan derin bir yaradır. Rabbimizin rahmeti zalimlerin karanlığından daha kuşatıcı, mazlumun duası ise en güçlü sığınaktır. Bu mübarek Cuma’nın; barışın, adaletin ve merhametin yeryüzüne hâkim olmasına vesile olmasını diliyorum.

Dualarımızın başta Gazze, Doğu Türkistan ve Sudan olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan tüm mazlumların ferahlığına kapı aralamasını; haksızlıkların sona ermesini, yeryüzüne barış ve huzurun hâkim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Cuma’nız mübarek olsun.

25 Aralık 2025 Perşembe

Regaib Kandilimiz Mübarek Olsun

Rahmet, bereket ve mağfiret mevsimi olan mübarek üç ayların habercisi Regaib Gecesi’ni idrak etmenin huzurunu yaşıyoruz.

Bu müstesna gece; hızla akan hayatın içinde durup düşünmeye, kalbimizi muhasebeye, yönümüzü yeniden Hakk’a çevirmeye davettir. Regaib; gönüllerimizi iyiliğe, merhamete ve adalete yöneltmemiz için ilahi bir hatırlatmadır.

Bu mübarek gecenin hürmetine; başta Gazze, Doğu Türkistan ve Sudan olmak üzere zulüm altında inleyen tüm mazlum coğrafyalarda gözyaşının dinmesini, haksızlıkların sona ermesini, yeryüzüne barış ve huzurun hâkim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

Regaib Gecesi’nin; milletimiz, İslam âlemi ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, dualarımızın kabulünü diliyorum.

Regaib Kandilimiz mübarek olsun.


23 Aralık 2025 Salı

Kazakistan'ın Türkistan eyaletine bağlı Orañğay köyünde, bir ortaokulun küçük müzesinde tesadüfen bulunan **Kültöbe Yazıtı**, gerçekten Türk dili ve tarihi açısından önemli bir buluntu.

Keşfi gerçekleştiren Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Hayrettin İhsan Erkoç ve ekibi (Alparslan Kavaklı ile birlikte), yazıtı Ağustos 2025'te tespit etmiş ve Aralık 2025'te yayımlamışlar. Yazıt, 1990'larda kaçak kazıda çıkarılmış ancak uzun süre fark edilmemiş.


### Önemli noktalar:


- **Tarihleme**: 9.-10. yüzyıl (Oğuz Yabguluğu dönemi).


- **Yazı sistemi**: Eski Türk runik alfabesi (Göktürk yazısı).


- **İçerik**: Tek satırlık kısa bir metin. Okuması "kazar kan kul" şeklinde öneriliyor, yani **"Hazar Kağanı'nın kulu"** anlamına gelebilir.


- **Tarihi ezber bozan yönü**:


  - Genel kabulde, Oğuz Türklerinin (bugünkü Türkmen, Türk ve Azerbaycan Türkçesinin atası) yazı dili ancak 13. yüzyılda (Arap alfabesiyle, örneğin Dede Korkut gibi eserlerle) başlamıştı.


  - Bu yazıt ise Oğuzların İslamlaşma ve Selçuklu öncesi dönemde (henüz göç etmeden önce) runik alfabe ile yazı kullandığını kanıtlıyor.


- **Hazar bağlantısı**: Eğer okuma doğruysa, Oğuz Yabguluğu'nun Hazar Kağanlığı'na tabi veya bağlı olduğunu gösteren bir ifade. Bu, 9.-10. yüzyıl Orta Asya siyasi ilişkilerine yeni bir bakış getiriyor (Hazarlar Yahudi Türk devleti olarak bilinir, Oğuzlar ise batı komşularıydı).


- **Ek detay**: Yazıtın altında bir damga/tamga var; bazıları bunu Kayı boyuyla ilişkilendiriyor ama araştırmacılar daha çok akarsu simgesi olabileceğini düşünüyor.


Bu buluntu, Orhun Yazıtları'ndan (8. yüzyıl, Göktürk) sonra Oğuzlara ait en erken yazılı belge konumunda ve Türk dünyasında büyük yankı uyandırdı. Kazakistan'da benzer keşiflerin habercisi olabilir. Gerçekten Türk tarihine dair "ezber bozan" bir gelişme! 

21 Aralık 2025 Pazar

Hoş geldin ya Şehr-i Recep… Üç Aylarımız mübarek olsun.


Rahmet, bereket ve mağfiret dolu mübarek Üç Aylar’a kavuştuk, elhamdülillah. 21 Aralık 2025 Pazar, Recep ayının ilk günüyle gönüllerimize o tanıdık manevi esinti yeniden doğdu. Bu kutlu zaman; tövbenin ferahlığı, duanın sıcaklığı ve yeniden başlangıçların müjdesidir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) duasıyla niyaz ediyoruz: “Allah’ım! Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl ve bizi Ramazan’a ulaştır.” Rabbim geçmişin yükünü hafifletsin, kalplerimize umut ve sekinet versin; dualarımızı kabul, ömrümüzü hayırlı eylesin. Hoş geldin ya Şehr-i Recep… Üç Aylarımız mübarek olsun.

https://drakifakca.blogspot.com/2024/01/allahm-recep-ve-saban-bize-mubarek-kl.html?spref=tw

20 Aralık 2025 Cumartesi

Okan Bayülgen: “Gazze’de bunlar olurken hayat devam edemez. Yeni bir yıla da girilemez. Ertesi günde mutlu uyanılamaz!"


Yeni yıla gireceğimiz şu günlerde Okan Bayülgen’in Gazze ile ilgili yaptığı açıklamasının yeniden vaktidir:

“Gazze’de bunlar olurken hayat devam edemez. Yeni bir yıla da girilemez. Ertesi günde mutlu uyanılamaz!”

Okan Bayülgen'in bu sözleri, özellikle Gazze'deki insani trajedi devam ederken yılbaşı kutlamalarına yönelik güçlü bir vicdan çağrısı olarak büyük yankı uyandırmıştı. Önceki yıllarda (özellikle 2023-2024 geçişinde) yaptığı açıklamalar, dünyanın sessizliğine dikkat çekerek "Gazze’de bunlar olurken hayat devam edemez, yeni bir yıla da girilemez, ertesi gün de mutlu uyanılamaz" vurgusuyla birçok kişi tarafından takdir edilmiş ve paylaşılmıştı.

Gerçekten de Gazze'deki durum hâlâ kritik: Binlerce sivilin hayatını kaybettiği, altyapının büyük ölçüde yok olduğu bir ortamda, empati ve duyarlılık göstermek önemli. Bu tür hatırlatmalar, kutlamaların ötesinde acıları gündemde tutmaya yardımcı oluyor.

 

Gazze'de şu anda kış şartları tam bir felakete dönüşmüş durumda. Aralık ayı boyunca etkili olan şiddetli yağışlar ve soğuk hava dalgaları, binlerce çadırı sular altında bıraktı, sel baskınları ve hipotermi vakaları arttı.

Ne yazık ki, raporlara göre sadece son haftalarda soğuktan ve çöken binalardan dolayı en az 13-17 çocuk dahil onlarca kişi hayatını kaybetti – bebekler ve yaşlılar özellikle risk altında. Milyonlarca yerinden edilmiş insan, yetersiz barınaklarda, battaniye, ısınma malzemesi ve kışlık kıyafet eksikliğiyle mücadele ediyor.

UNRWA ve BM gibi kuruluşlar, depolarında yüz binlerce kişiye yetecek yardım malzemesi (çadır, battaniye, gıda) olduğunu söylüyor ama girişler hâlâ ciddi şekilde kısıtlanıyor, ihtiyaçlar hızla artıyor. Bu yokluk ve soğuk, zaten yıkılmış altyapı ve sağlık sisteminin üstüne eklenince acıları katlıyor.

https://youtu.be/ekrVzTF0BbY?si=XDx_-zdUZGJrKzDW

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

13 Aralık 2025 Cumartesi

Hakk'ın Rahmetine Kavuşan Op. Dr. Hatice Karahan’a Allah’tan Rahmet Diliyorum

Değerli meslektaşım, göz hastalıkları uzmanı Op. Dr. Hatice Karahan’ın Hakk'ın rahmetine kavuştuğunu derin bir üzüntüyle öğrendim. Prof. Dr. Servet Rüştü Karahan’ın kıymetli eşi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan’ın sevgili annesi Op. Dr. Hatice Karahan’a Allah’tan rahmet; ailesine ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum. Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.

5 Aralık 2025 Cuma

Yüce Rabbimiz, “…Kim, kamu malına ihanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı, boynuna asılı olarak gelir...” Buyurmaktadır.

Yüce Rabbimiz, “…Kim, kamu malına ihanet ederse, kıyamet günü, hainlik ettiği şeyin günahı, boynuna asılı olarak gelir...”  buyurmaktadır. (Âl-i İmrân, 3/161.)

Sudan’da açlıkla, Gazze’de kuşatma ve zulümle hayata tutunmaya çalışan milyonlarca masumun çığlığı, bugün insanlığın vicdanına dokunan en büyük feryattır. Topraklara düşen her çocuk, yıkılan her ev, sönen her umut; bizlere ağır bir sorumluluk ve büyük bir sızı bırakmaktadır.

Zulüm nerede yaşanırsa yaşansın tüm insanlığın yüreğinde açılan bir yaradır. Rabbimizin rahmeti zalimlerin karanlığından daha kuşatıcıdır; mazlumun duası ise en güçlü silahtır. Bu mübarek Cuma’nın; yeryüzünde haksızlık ve gözyaşının değil, barışın, merhametin ve adaletin hâkim olmasına vesile olmasını diliyorum.

Dualarımızın; Sudan’da, Gazze’de ve dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan tüm kardeşlerimizin ferahlığına kapı aralamasını niyaz ediyorum.

Cuma’nız mübarek olsun.

 

3 Aralık 2025 Çarşamba

Libya Başmüftüsü Şeyh Sādıq al-Garyani yaptığı açıklamada, Gazze’deki ateşkes/rehine anlaşması sürecinde Mısır, Katar ve ABD’nin İsrail ihlallerine sessiz kalmasını sert sözlerle eleştirdi.

Libya Başmüftüsü Şeyh Sādıq al-Garyani, 30 Kasım 2025’te yaptığı açıklamada, Gazze’deki ateşkes/rehine anlaşması sürecinde Mısır, Katar ve ABD’nin İsrail ihlallerine sessiz kalmasını sert sözlerle eleştirdi.


2 Aralık 2025 itibarıyla sahadaki tablo da bu eleştiriyi doğruluyor:


  • 25 Ocak’ta başlayıp birkaç kez uzatılan Gazze İnsani Ateşkes Anlaşması hâlen yürürlükte olmasına rağmen, İsrail özellikle kuzey Gazze’de ateşkesi sık sık ihlal ediyor.
  • İnsani koridorların kapatılması, yardım konvoylarına ateş açılması, sivil bölgelerin bombalanması gibi ihlaller, BM ve Kızılhaç dahil birçok uluslararası aktör tarafından belgelenmiş durumda.
  • Buna karşın anlaşmanın garantörleri konumundaki Mısır, Katar ve ABD’den güçlü ve bağlayıcı bir tepki gelmiş değil.


Garyani’nin “Bu anlaşmanın garantörleri artık İsrail’in suç ortağı konumundadır” ifadesi, bölgede yaygınlaşan bir hayal kırıklığı ve güvensizlik duygusunun açık bir yansımasıdır.


Bugüne kadar Mısır, Katar veya ABD’den bu açıklamaya yönelik doğrudan bir yalanlama ya da cevap gelmiş değildir.


1 Aralık 2025 Pazartesi

Kamu Borçlarının Yeniden Yapılandırılması: Vatandaşın Nefes Alması İçin Acil ve Kapsamlı Bir Adım


 

Kamu Borçlarının Yeniden Yapılandırılması: Vatandaşın Nefes Alması İçin Acil ve Kapsamlı Bir Adım

 

Türkiye, yüksek enflasyonun yarattığı ağır ekonomik koşullar altında en büyük yüklerden birini kamu borçlarında hissediyor. Vergi dairelerine, SGK’ya, belediyelere veya çeşitli kamu kurumlarına olan borçlar; biriken faiz ve gecikme zamlarıyla birlikte milyonlarca vatandaş ve işletme için adeta aşılması güç bir duvara dönüşmüş durumda.

 

2025 yılı itibarıyla kesinleşmiş gelir ve kurumlar vergisi alacaklarının 2,8 trilyon TL’yi aşmış olması, borç sorununun artık sadece bireylerin değil, tüm ekonominin hareket alanını daralttığını açıkça gösteriyor. Ödenemeyen borçlar tüketimi azaltıyor, yatırımları erteliyor, büyüme potansiyelini zayıflatıyor.

 

Türkiye’de yaklaşık 20 milyon kişi ve işletmenin vergi dairelerine veya SGK’ya borçlu olduğu tahmin ediliyor. SGK prim borçları özellikle esnaf ve KOBİ’leri köşeye sıkıştırıyor. Trafik cezaları yeniden değerleme oranıyla katlanırken, kamu kira alacakları bile tahsil edilemez hâle gelmiş durumda.

 

13 Kasım 2025’te yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile gecikme zammı ve tecil faizi düşürülerek olumlu bir adım atıldı. Ancak ana parada indirim olmaması ve gecikme yükünün çoğunun devam etmesi nedeniyle bu düzenleme, yalnızca sınırlı bir rahatlama niteliğinde kaldı.

 

Öte yandan, 21 Ekim 2025’te TBMM’ye sunulan kapsamlı yapılandırma teklifi hâlâ Plan ve Bütçe Komisyonu’nda bekliyor. Faiz yükünün her ay yaklaşık 100 milyar TL arttığı düşünüldüğünde, bu gecikmenin ekonomik maliyeti oldukça yüksek.

 

Bu noktada altı çizilmesi gereken önemli bir husus var: Yapılandırma bir af değildir. Aksine, ekonomik işleyişi rahatlatan, tahsilatı artıran, kayıt dışılığı azaltan ve piyasalara nefes aldıran zorunlu bir mali politika aracıdır. Nitekim 2021 ve 2023 yapılandırma kanunlarında tahsilat oranlarının belirgin şekilde arttığı görülmüştü.

 

Türkiye’nin mevcut şartlarında uygulanabilir bir çözüm paketi için geniş kapsamlı bir yapılandırma zorunludur. Gecikme zamlarının ve cezaların %90’a varan oranlarda silinmesi, 48 aya kadar vadeli taksitlendirme imkânı sağlanması ve başvuruların tamamen dijital hâle getirilmesi, milyonlarca kişinin ödeme kapasitesini artıracaktır.

 

Maliye’nin kendi simülasyonları bile kapsamlı bir yapılandırmanın 2026 bütçesine 300 milyar TL’nin üzerinde ek gelir sağlayabileceğini gösteriyor. Çünkü vatandaş ödeyemediği borcu değil, ödeyebileceği borcu öder.

 

Türkiye’nin 2026’ya güçlü bir başlangıç yapabilmesinin yolu, vatandaşın sırtındaki borç yükünü azaltmaktan geçiyor. Bekleyen yasa gecikmeden Meclis gündemine alınmalı ve hayata geçirilmelidir.

 

Çünkü borç yükü hafifleyen birey ve işletmeler, daha güçlü bir ekonomi demektir.

29 Kasım 2025 Cumartesi

Kutsalların anlamını korumak; geçmişimize, değerlerimize ve inancımıza sahip çıkmaktır!



“Tala’al-Bedru” kasidesi, İslam tarihinin en müstesna anlarından biri olan hicretin Medine’de karşılanışına aittir ve doğrudan Hz. Peygamber’e (s.a.v.) hitap eden mukaddes bir metindir.

Papalığın—tarihsel olarak Haçlı Seferleri’nin teşvikçisi ve siyasi sponsoru olan bir kurumun—bu ilahi ile karşılanması, hem dini sembolizmin hem de tarihsel hafızanın tahrifidir.

Bu durum sadece teolojik bir sorun değil, aynı zamanda kültürel hafızanın aşınmasıdır.

Kültürümüze, tarihimize ve mukaddesatımıza sahip çıkmak; her müminin olduğu kadar her vicdan sahibi insanın da sorumluluğudur.

https://youtu.be/vBL9DGYxJwc?si=fB_0Fi4Wf-9t1Vb5

28 Kasım 2025 Cuma

Değerli meslektaşlarım Dermatolog Dr. Vedat Çimen ve Dermatolog Dr. Dilay Baştuğ’un doğum günlerini en içten dileklerimle tebrik ediyorum.

İstanbul Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi’nde birlikte görev yapmaktan onur duyduğum değerli meslektaşlarım Dermatolog Dr. Vedat Çimen ve Dermatolog Dr. Dilay Baştuğ’un doğum günlerini en içten dileklerimle tebrik ediyorum.


Mesleki birikimleri, hastalarımıza gösterdikleri özveri ve insani yaklaşımlarıyla hastanemize önemli katkılar sunuyorlar.


Yeni yaşlarının sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu; huzurlu, bereketli ve gönüllerince bir yıl olmasını diliyorum.


https://www.instagram.com/p/DRmy7lyDNRf/?igsh=MW4weDl4ajI1dm8ybg==