Bu Blogda Ara

29 Kasım 2025 Cumartesi

Kutsalların anlamını korumak; geçmişimize, değerlerimize ve inancımıza sahip çıkmaktır!



“Tala’al-Bedru” kasidesi, İslam tarihinin en müstesna anlarından biri olan hicretin Medine’de karşılanışına aittir ve doğrudan Hz. Peygamber’e (s.a.v.) hitap eden mukaddes bir metindir.

Papalığın—tarihsel olarak Haçlı Seferleri’nin teşvikçisi ve siyasi sponsoru olan bir kurumun—bu ilahi ile karşılanması, hem dini sembolizmin hem de tarihsel hafızanın tahrifidir.

Bu durum sadece teolojik bir sorun değil, aynı zamanda kültürel hafızanın aşınmasıdır.

Kültürümüze, tarihimize ve mukaddesatımıza sahip çıkmak; her müminin olduğu kadar her vicdan sahibi insanın da sorumluluğudur.

https://youtu.be/vBL9DGYxJwc?si=fB_0Fi4Wf-9t1Vb5

28 Kasım 2025 Cuma

Değerli meslektaşlarım Dermatolog Dr. Vedat Çimen ve Dermatolog Dr. Dilay Baştuğ’un doğum günlerini en içten dileklerimle tebrik ediyorum.

İstanbul Lepra Deri ve Zührevi Hastalıkları Hastanesi’nde birlikte görev yapmaktan onur duyduğum değerli meslektaşlarım Dermatolog Dr. Vedat Çimen ve Dermatolog Dr. Dilay Baştuğ’un doğum günlerini en içten dileklerimle tebrik ediyorum.


Mesleki birikimleri, hastalarımıza gösterdikleri özveri ve insani yaklaşımlarıyla hastanemize önemli katkılar sunuyorlar.


Yeni yaşlarının sağlık, mutluluk ve başarılarla dolu; huzurlu, bereketli ve gönüllerince bir yıl olmasını diliyorum.


https://www.instagram.com/p/DRmy7lyDNRf/?igsh=MW4weDl4ajI1dm8ybg==

27 Kasım 2025 Perşembe

Sudan’da milyonlarca masum insan açlık ve şiddetin, Gazze’de ise 1,9 milyon Filistinli insanlık dışı bir kuşatma ve zulmün altında yaşam mücadelesi vermektedir.

Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Onlar, yiyeceklerini yoksula, yetime ve esire seve seve ikram ederler… Biz size Allah için ikram ediyoruz; sizden ne bir karşılık ne de bir teşekkür bekliyoruz.” (İnsan, 76/8-9)


Sudan’da milyonlarca masum insan açlık ve şiddetin, Gazze’de ise 1,9 milyon Filistinli insanlık dışı bir kuşatma ve zulmün altında yaşam mücadelesi vermektedir. Çocukların can verdiği, şehirlerin yok edildiği bu acı manzara karşısında dünyanın sessizliği ise ağır bir imtihandır.


Zulüm nerede yaşanırsa yaşansın tüm insanlığın yüreğinde açılan bir yaradır. Rabbimizin rahmeti zalimlerin karanlığından daha kuşatıcıdır; mazlumun duası ise en güçlü silahtır. Bu mübarek Cuma’nın, savaş ve düşmanlığın yerini barışa ve adalete bırakmasına; ülkemize, gönül coğrafyamıza ve tüm insanlığa rahmet ve huzur getirmesini niyaz ediyorum.


Gazze’de soykırım işleyen Netanyahu ve destekçisi Siyonist katillerin kahru perişan olmasını Rabbimizden diliyorum.


Cuma’nız mübarek olsun.

25 Kasım 2025 Salı

Öğretmenler Gününüz Kutlu Olsun Kıymetli Öğretmenlerim!



‘Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum. Hz. Ali (r.a)’

Siz bize bir harf değil, koca bir dünya, bir ömür öğrettiniz.

Minnetle, saygıyla, sevgiyle…

Öğretmenler Gününüz kutlu olsun kıymetli öğretmenlerim! 

#24Kasım #ÖğretmenlerGünü #24KasımÖğretmenlerGünü

https://youtu.be/-jmCap_NLnA?si=8-yM7LGk_nDwIm2_

23 Kasım 2025 Pazar

Arnavutköy Bolluca Göleti (Mavigöl): Bir Su Kaynağı Neden Hafriyat Sahası Yapılmak İstenir?

Arnavutköy Bolluca Göleti (Mavigöl): Bir Su Kaynağı Neden Hafriyat Sahası Yapılmak İstenir?

İstanbul’un kuzey ormanları, kentin kalan son nefes alanlarından biri. Bu alanlardan biri de Arnavutköy Bolluca’daki Mavigöl / Bolluca Göleti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nde Temmuz 2025’te alınan kararla, gölet ve çevresindeki yeşil kuşak hafriyat döküm sahası olarak ilan edildi. Kararın, CHP’li meclis üyelerinin oylarıyla kabul edildiği; göletin “eski bir maden sahasına su dolmasıyla oluşan yapay gölet” olduğu, “rehabilitasyon ve ağaçlandırma” amacıyla doldurulacağı yönünde savunulduğu kamuoyuna yansıdı.

Ancak sahada ortaya çıkan tablo; hafriyat kamyonlarının göl çevresine girmesi, dolgu çalışmalarının başlaması ve bölge halkının “doğa katliamı” tepkisi oldu. Arnavutköy Belediyesi, sivil toplum örgütleri ve yöre halkı; bu karara karşı açıkça itiraz ederek göletin korunmasını talep ediyor.

Çevre dernekleri, Mavigöl’ün biyolojik çeşitlilik açısından değerli olduğunu, hafriyat dökümünün hem yeraltı ve yüzey sularını kirleteceğini, hem de bölgedeki hava kalitesini olumsuz etkileyeceğini vurguluyor.

İstanbul gibi su stresi yaşayan bir megakentte, doğal ya da zamanla doğallaşmış su alanlarını “işlevsiz” ilan edip hafriyatla doldurmak, yalnızca bugünün değil gelecek kuşakların hakkını da ilgilendiren ağır bir karardır.

Bugün tartıştığımız mesele, sadece bir göletin etrafına kamyon girip girmemesi değil:
•Kuzey ormanlarında su rejiminin bozulması,
•Kentsel ısı adalarının artması,
•Yeraltı sularının kirlenmesi,
•Çocuklarımızın doğayla temas edebileceği alanların, hafriyat ve beton baskısı altında giderek azalmasıdır.

Çevre hakkı, Anayasa’da güvence altına alınmış temel bir haktır. Bu hak; hangi partiden olursak olalım, hangi görüşe sahip bulunursak bulunalım, hepimizin ortak paydasıdır.

Bilimsel ÇED değerlendirmelerinin yapılmadığı, halkın katılım süreçlerinin işletilmediği, yerel uzmanların görüşlerinin alınmadığı hiçbir karar; “rehabilitasyon” kavramının arkasına saklanarak meşrulaştırılamaz.

Bugün Bolluca Göleti için yükseltilen ses, aslında İstanbul’un kalan tüm su alanları ve yeşil kuşakları için verilmiş bir sınavdır.

Dileğimiz; bu karardan bir an önce geri dönülmesi, göletin koruma odaklı bir ekolojik proje ile ele alınması ve bölgenin su varlığına zarar vermeden, yerel halkla birlikte planlanmasıdır.

Su sadece jeolojik bir oluşum değil, aynı zamanda bir yaşam hakkıdır.

Kuruyan her göl, susuz kalan sadece bir kuş ya da balık değil; hepimizin geleceğidir.

#BollucaGöleti #Mavigöl #Arnavutköy #İstanbul #ÇevreHakkı #SuHayattır #DoğaKatliamınaHayır

https://youtube.com/shorts/UvRqtwwseaU?si=C6BdhrZCsvajyIVu

 

21 Kasım 2025 Cuma

"Allah dileseydi onları bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur." (Şûrâ, 8)

“Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: "Allah dileseydi onları bir tek ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini rahmetine sokar. Zalimlerin ise bir dost ve yardımcısı yoktur." (Şûrâ, 8)

Sudan’da milyonlarca insan açlık, katliam ve yerinden edilme felaketiyle mücadele ederken; Gazze’de 1,9 milyon masum insan tarihin en karanlık soykırımlarından birinin hedefinde. Her iki coğrafyada da çocuklar can veriyor, şehirler yok oluyor, insanlık ise ağır bir imtihan deryasından geçiyor. BM raporları, 2025 yılı itibarıyla 300 milyondan fazla insanın benzer zulümlere maruz kaldığını ortaya koyuyor. Sudan ve Gazze, küresel vicdanın ağır yüküdür; sessizlik ise zulmün ortağıdır.

Unutulmamalıdır ki zulmün karanlığı ne kadar derin olursa olsun, Rahman’ın rahmeti ondan daha kuşatıcıdır. Mazlumların gözyaşı, zalimlerin zulmünü boğacak bir duadır. İnsanlığın gerçek medeniyeti; mazluma uzanan şefkat eli ve zalime karşı dikilen adalet sancağıyla ölçülür. Nerede bir can haksız yere toprağa düşüyorsa, orada insanlık yara almıştır. Bu yaraları sarmak, yalnızca sözle değil; adaletin, merhametin ve dayanışmanın fiile dönüşmesiyle mümkündür.

Gazze’de her türlü insanlık dışı yöntemle soykırım gerçekleştiren Netanyahu ve Siyonist katiller ile onların hamisi küresel zorbaların kahru perişan olmasını; adaletin yerini bulmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.

Bugün bizlere düşen, dualarımızı fiile dönüştürmek; adalet, merhamet ve kardeşlik için safımızı netleştirmektir. Rabbimiz bizleri, zulme karşı duran, mazlumun yanında yer alan, barış ve adaletin şahitleri kullarından eylesin. Bu mübarek Cuma’nın; insanlığın ortak huzurunu tehdit eden terör, savaş ve düşmanlığın yerini barış ve selamete bırakmasına; başta ülkemiz olmak üzere yurt dışındaki millet varlığımıza, gönül coğrafyamıza, acılar içinde kıvranan âlem-i İslam’a ve tüm insanlığa rahmet, adalet ve merhamet getirmesini diliyorum.

Cuma’nız mübarek olsun.

 

20 Kasım 2025 Perşembe

Prof. Dr. Özgür Kasapçopur’un Kıymetli Babası Ali Yılmaz Kasapçopur’un Vefatı

Türk Pediatri Kurumu Derneği Başkanı ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Özgür Kasapçopur’un kıymetli babası
Ali Yılmaz Kasapçopur’un vefatını derin bir teessürle öğrenmiş bulunmaktayım.

Cumhuriyetin idealist öğretmen kuşağının mümtaz bir temsilcisi olan, ömrünü ilme, eğitime ve memleketine hizmete adamış bu müstesna insanın kaybı hepimiz için büyük bir üzüntüdür.

Geride bıraktığı eserleri, yetiştirdiği öğrencileri, kazandırdığı ahlâk ve vakar ile yalnızca bir evlat değil, bir nesil için ilham kaynağı olmayı başarmış gerçek bir Cumhuriyet aydını idi. Onun emeği, duruşu ve karakteri; başta kıymetli oğlu Prof. Dr. Özgür Kasapçopur hocamız olmak üzere, ailesinde ve kendisiyle yolu kesişen herkesin hafızasında yaşamaya devam edecektir.

Merhuma Allah’tan rahmet; Prof. Dr. Özgür Kasapçopur’a, ailesine ve sevenlerine sabır ve metanet diliyorum.


16 Kasım 2025 Pazar

Kamu Borçlarının Yeniden Yapılandırılması: Vatandaşın Nefes Alması İçin Kaçınılmaz Adım


Türkiye’de son yılların en ağır ekonomik fırtınası, en çok dar gelirli vatandaşları ve küçük işletmeleri vuruyor. Enflasyonun yüksek seyrettiği bu dönemde, milyonlarca insanın omuzlarındaki en büyük yüklerden biri ise kamu borçları. Vergi ve SGK primleri, trafik cezaları, harçlar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü kira alacakları gibi ödemeler, artan gecikme faizleriyle birlikte içinden çıkılması güç bir tabloyu beraberinde getiriyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in de ifade ettiği gibi yalnızca gelir vergisine ilişkin tahakkuk etmiş alacaklar 2,8 trilyon TL’yi aşmış durumda. Bu sadece hanehalkını değil, ülke ekonomisinin tamamını etkileyen bir tıkanıklığa işaret ediyor.

Güncel düzenlemeler faiz indirimleriyle nefes aldırsa da bu çözüm geçicidir; kapsamlı ve kalıcı bir yeniden yapılandırma yasasına acil ihtiyaç vardır. Vatandaşların, esnafın ve işletmelerin üzerindeki borç yükü azalırsa tüketim canlanacak, yatırımlar artacak, büyüme ivme kazanacaktır. 2023 yılındaki yapılandırma sonrası vergi tahsilatında yaşanan %18'lik artış bunun en somut göstergesidir.

Bugün geciken her adım, yarın daha ağır bir maliyete dönüşmektedir. Borçlarını ödeyemeyen esnaf iflas ederken, SGK primlerini yatırmayan işletmeler hem çalışanlarını hem kendi geleceğini riske atmaktadır. Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün tahsil edemediği kira alacakları ise kültürel mirasın korunmasını bile sekteye uğratmaktadır.

Bu nedenle; tüm kamu alacaklarını kapsayan, faizlerin büyük oranda silindiği, 48 aya kadar taksitlendirmeye imkân tanıyan ve bürokrasiyi azaltan bir yapılandırma yasası, Türkiye’nin ekonomik toparlanması için kaçınılmazdır.

Bu çağrı bir af talebi değil; bir toplumsal nefes alma, bir ekonomik iyileşme ve sürdürülebilir kalkınma talebidir.

Türkiye, borçsuz ve güçlü bir gelecek için gerekli adımları atabilir. Bugün atılacak doğru bir hamle, yarın milyonların hayatını değiştirebilir.

 

KKTC’nin 42. Kuruluş Yıl Dönümü ve Cumhuriyet Bayramı Kutlu Olsun



15 Kasım 1983 tarihinde bağımsızlığını ilan eden Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 42. kuruluş yıldönümünü en içten dileklerimle tebrik ediyorum.

Bu anlamlı günde, Kıbrıs Türkü’nün özgürlük, egemenlik ve varoluş mücadelesine önderlik eden Dr. Fazıl KÜÇÜK ile KKTC’nin Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf DENKTAŞ’ı minnet ve rahmetle yâd ediyorum.

Kıbrıs Türk Halkı’nın barış, huzur ve güvenliği uğruna büyük fedakârlıklarla mücadele eden, vatan toprağını canı pahasına koruyarak şehadet mertebesine erişen mücahitlerimizi ve tüm şehitlerimizi rahmet, gazilerimizi şükranla anıyorum.

Kıbrıs Türk Halkı’nın egemenlik, özgürlük ve devlet olma bilincini bugünlere taşıyan tüm kahramanlara duyduğumuz saygı ve minnet duygusuyla, KKTC’nin barış, istikrar ve refah dolu nice yıllara erişmesini temenni ediyorum.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin 42. kuruluş yıldönümü kutlu olsun.

https://youtu.be/ff2QU7vkW1U




12 Kasım 2025 Çarşamba

Bozkır Alay Sancağı — Vatanın Onur Sembolü

1896 yılında Osmanlı Devleti tarafından Konya’nın Bozkır ilçesine verilen “Bozkır Alay Sancağı”, Türk tarihinin ilk ve tek “ilçe sancağı” unvanına sahiptir.

Kırmızı atlas kumaştan yapılmış, sim sırma işlemeleriyle bezeli bu sancak, Bozkırlıların cesaretini ve vatan sevgisini simgeliyor. Çanakkale Savaşları’nda da taşınan sancak, bugün Mevlana Müzesi’nde korunuyor ve tarihimizin asil mirasını yaşatıyor.

Bu toprakların ruhu, o sancağın dalgalandığı her an yeniden can buluyor.

#BozkırAlaySancağı #TarihimizinOnuru #ÇanakkaleRuhu #MevlanaMüzesi #Konya

MİLLETİMİZİN BAŞI SAĞ OLSUN

11 Kasım 2025 tarihinde, Azerbaycan’dan Türkiye’ye dönüş yolunda Gürcistan-Azerbaycan sınırında meydana gelen elim uçak kazasında, Türk Silahlı Kuvvetlerimize mensup 20 kahraman askerimiz şehit olmuştur.

Görev uğruna gökyüzünde can veren tüm şehitlerimizi rahmet, minnet ve sonsuz saygıyla anıyor; acılı ailelerine, silah arkadaşlarına ve Aziz Milletimize sabır diliyorum.

Ruhları şâd, mekânları cennet olsun. 

#ŞehitlerÖlmez #VatanSağolsun #TSK #11Kasım #C130

 

10 Kasım 2025 Pazartesi

Dr. Hüsam Ebu Safiyye'nin Eşi Albina Ebu Safiyye’nin sözleriyle: “Onun tek suçu yaralıların hayatını kurtarmaktı!”

Dr. Hüsam Ebu Safiyye (Hussam Abu Safiya)

Gazze’nin kuzeyindeki Kamal Adwan Hastanesi eski direktörü Filistinli bir doktordu.

27 Aralık 2024’te İsrail güçleri tarafından hastaneye yapılan baskında gözaltına alındı. O tarihten beri hiçbir suçlama yöneltilmeden idari gözetim altında tutuluyor — neredeyse 11 aydır.

Eşi Albina Ebu Safiyye’nin sözleriyle: “Onun tek suçu yaralıların hayatını kurtarmaktı.”

Hapishane koşulları yürek parçalıyor: Sde Teiman Askerî Kampı’nda işkence, darp, elektrik şoku; Ofer Hapishanesi’nde kalp rahatsızlığına rağmen tıbbi bakım görmüyor. Günde sadece iki kaşık pirinçle besleniyor.

Kendi mesajında: “İsrail hapishanelerinde ölüyoruz, ama kimse umursamıyor.”

Bu yalnızca onun değil — yüzlerce Filistinli sağlık çalışanının ortak kaderi. Amnesty International ve Front Line Defenders, derhal ve koşulsuz serbest bırakılmasını talep ediyor.

Eşi Albina, iki oğullarını da çatışmalarda kaybettiklerini, ailesinin tamamen dağıldığını belirtiyor.

“Bu sessizliğe karşı sesimizi yükseltmek, en azından bir umut ışığı olabilir.”

#FreeDrHussamAbuSafiya  #GazaDoctors  #HumanRights  #StandWithPalestine

“Bugün Türkiye, yağmur yağmadan ıslandı.”


Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin ilk Başkanı, Millî Mücadelenin Başkomutanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ebediyete irtihalinin 87. yıl dönümünde saygı ve minnetle yâd ediyorum.
https://youtu.be/7Edaq--TCYc?si=_0VE9ZqOFhSEb5xs 

9 Kasım 2025 Pazar

Roger Waters’ın Filistin İçin Yapmış Olduğu Savaş Karşıtı Song for Palestine



🎵 Roger Waters – “We Shall Overcome (Song for Palestine)”
Filistin halkının yaşadığı zulme sessiz kalmayan, Pink Floyd’un kurucu üyesi, savaş karşıtı sanatçı Roger Waters, 2009’un sonunda Filistin’e gittiğinde savaşın acı yüzüyle karşılaşır: bombalanmış evler, yıkılmış okullar, harabeye dönmüş hastaneler ve çaresiz insanlar…
O an anlar ki, müziğin sessizliği bozma gücü vardır.
Pete Seeger’in Amerika’daki siyahi direniş için yazdığı “We Shall Overcome” şarkısını, Filistin için yeniden yorumlar. Waters’ın o sakin ama derin sesiyle söylediği bu versiyonu dinlerken kelimeler adeta ilahi bir direnç duasına dönüşür. Her dizede bir umut yankılanır:
“We shall overcome someday...” “Bir gün... tüm bunların üstesinden geleceğiz.”
Belki o gün gözyaşları diner. Belki herkes yeniden evine döner. Ama bu şarkı, unutmamak ve susmamak için var.
📍 Filistin’in sesi, insanlığın vicdanı…

8 Kasım 2025 Cumartesi

Kocaeli’de Trajik Patlama: “Kaza Değil Cinayet”




Ruhsatsız parfüm imalathanesinde çıkan yangında altı kadın işçi, ikisi çocuk yaşta, yaşamını yitirdi. Aylar önce yapılan CİMER şikayetleri görmezden gelindi. Kadın emeği, çocuk işçiliği ve denetimsizlik bir kez daha ölüm getirdi.

Yangın, Dilovası’nda ruhsatsız bir parfüm imalathanesinde çıktı

Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde sabah saatlerinde meydana gelen patlama ve yangın, küçük bir parfüm dolum tesisini birkaç saniye içinde alev topuna çevirdi. 12 işçiden altısı —hepsi kadın, ikisi çocuk yaşta— hayatını kaybetti. Dört işçi yaralı olarak kurtuldu, ikisi ise mucize eseri sağ kaldı. Fabrikanın ruhsatı, yapı izni ve temel güvenlik donanımları yoktu. İşçiler, sigortasız ve güvencesiz şekilde çalıştırılıyordu.

CİMER şikayetleri uyarıyordu: ‘Kadınlar sigortasız, çocuklar tehlikede’

16 Aralık 2024 tarihli bir CİMER başvurusunda, aynı fabrikanın koşulları şu sözlerle anlatılmıştı: ‘İsimsiz bir parfüm dolum yerinde kadınlar ve çocuklar sigortasız çalıştırılıyor. İş güvenliği yok, yemek parasını bile işçiden kesiyorlar.’ Bu açık ihbarın ardından hiçbir resmi denetim yapılmadı. Şikayeti değerlendiren makamlar sessiz kaldı, ihmaller zinciri ölümle sonuçlandı.

Kadın emeği ve çocuk işçiliği: Türkiye’nin kanayan yarası

Hayatını kaybeden işçiler arasında anne-kız Şengül Yılmaz (55) ve Tuğba Taşdemir (18), genç kardeşler Nisa Taşdemir (17) ve Cansu Esetoğlu (16), ayrıca Esma Gigan (65) ve Hanım Gülekin (65) vardı. Bu tablo, Türkiye’de kadın ve çocuk emeğinin nasıl sistematik olarak sömürüldüğünü bir kez daha ortaya koydu.

Denetim mekanizmaları neden çalışmadı?

Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Ancak asıl sorular yanıt bekliyor: Aylar öncesinden bildirilen tehlikeler neden görmezden gelindi? Kimyasal üretim yapılan bir bina neden ruhsatsız çalışmaya devam etti? İdari kurumlar hangi noktada denetim görevini ihmal etti?

‘Kaza değil cinayet’: Sendikalardan tepki

DİSK ve KESK’e bağlı sendikalar yaptıkları açıklamada, ‘Bu olay basit bir iş kazası değil, göz göre göre gelen bir cinayettir. Kadın emeği ve çocuk emeği ucuz işgücü olarak görülmeye devam ettikçe bu ölümler sürecek,’ ifadelerini kullandı.

“Her şikayet bir uyarıdır; her uyarı, bir hayatın kilididir.”

Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, olay yerine gelerek incelemelerde bulundu. Ancak yurttaşlar ve iş güvenliği uzmanları, ‘Yalnızca başsağlığı değil, köklü reform gerekiyor,’ çağrısında bulundu. Uzmanlara göre bu trajedi, denetimsizliğin değil, sistematik kayıtsızlığın sonucuydu...