Bu Blogda Ara

16 Ekim 2026 Cuma

Kardeş Azerbaycan’dan Gazze’ye: Adalet, Vicdan ve İnsanlık

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl Suresi, 16/90)

Yüce Rabbimizin bu ilahi buyruğu, adaletin yalnızca bir hukuk ilkesi değil, aynı zamanda vicdani ve ahlaki bir sorumluluk olduğunu bizlere hatırlatmaktadır. İnsan onurunu korumak, haksızlığa karşı durmak, mazlumun yanında olmak ve iyiliği çoğaltmak hepimizin ortak vazifesidir.

Türkiye olarak geçmişte başörtüsü yasaklarının açtığı derin yaraları yaşadık. İnançları sebebiyle okul kapılarından çevrilen, eğitim hakları engellenen, hayalleri yarım bırakılan genç kızlarımızın acılarını unutmadık.

Bugün kardeş Azerbaycan’da başörtülü kız öğrencilerin okullarına alınmadığına ilişkin haberleri derin bir üzüntüyle takip ediyoruz.

Bizler, ortak bir tarihin, kültürün ve manevi değerlerin mirasçılarıyız. “İki devlet, tek millet” anlayışımız, yalnızca sevinçlerimizi değil, birbirimizin acılarını ve kaygılarını da paylaşmayı gerektirir. Gerçek kardeşlik, gerektiğinde birbirimize hakkı, hukuku, adaleti ve merhameti hatırlatabilmektir.

Hiçbir kız çocuğu inancı ile eğitimi arasında tercih yapmaya zorlanmamalı, hiçbir evladımız başındaki örtü sebebiyle okul kapısından geri çevrilmemelidir.

Eğitim bir lütuf değil, temel bir insan hakkıdır. İnanç ve vicdan özgürlüğü ise insan onurunun ayrılmaz bir parçasıdır.

Laiklik, farklı inançların barış ve huzur içerisinde bir arada yaşamasına hizmet etmeli; hiçbir çocuğun eğitimden mahrum bırakılmasına gerekçe hâline getirilmemelidir.

Kardeş Azerbaycan’ın yetkililerinin, çocukların üstün yararını gözeterek yaşanan mağduriyetleri gidermelerini ve bütün öğrencilerin okullarına huzur içerisinde kavuşmalarını sağlamalarını gönülden temenni ediyoruz.

Nahl Suresi’nde bizlere emredilen adalet ve iyilik, yalnızca yakınlarımız için değil, dünyanın neresinde olursa olsun haksızlığa uğrayan bütün insanlar için gözetilmesi gereken evrensel bir sorumluluktur.

Bu anlayışla, mübarek cuma gününün; Mescid-i Aksâ’nın ve Kudüs’ün huzura, Gazze ve Filistin’in barışa kavuşmasına, akan kanın ve gözyaşının dinmesine; başta Gazze, Sudan, Doğu Türkistan ve Hindistan olmak üzere dünyanın dört bir yanında zulme uğrayan bütün mazlumların hak ve hürriyetlerine kavuşmasına vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.

Rabbim, bizleri adaleti yalnızca sözde değil, hayatın her alanında yaşatan; kul hakkından sakınan, emanete sahip çıkan, mazlumun ahını unutmayan, merhameti ve iyiliği çoğaltan kullarından eylesin.

Yeryüzünde zulmün yerine adaleti, nefretin yerine muhabbeti, ayrılığın yerine kardeşliği, savaşın yerine barışı hâkim kılsın.

Hiçbir çocuğun eğitimden, hiçbir insanın inancından, hiçbir toplumun adaletten mahrum bırakılmadığı bir dünya duasıyla…

Cumamız mübarek, dualarımız kabul olsun.

Selam ve dua ile.


 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder