Bu Blogda Ara

16 Ağustos 2026 Pazar

Nazilli’de Açık Kalp Cerrahisi İçin Yeni Dönem: Kalp Merkezi Güçleniyor

Nazilli Devlet Hastanesi Kalp Merkezi’nde açık kalp cerrahisinin başlatılmasına yönelik çalışmalar yeni bir aşamaya geçti. TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan’ın gerçekleştirdiği yerinde incelemelerin ardından, Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek İhtisas Kalp ve Damar Hastanesi koordinasyonunda açık kalp ameliyatlarının en kısa sürede başlatılması hedefleniyor. 2021–2022 döneminde temelleri atılan mevcut Kardiyoloji–Anjiyo–KVC altyapısının; uzman ekip desteği, cihaz ve tıbbi sarf ihtiyaçlarının tamamlanması ve insan gücünün güçlendirilmesiyle ileri düzey kardiyovasküler sağlık hizmetleri sunabilecek sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulması amaçlanıyor.

Nazilli’de ileri kardiyovasküler sağlık hizmetlerinde yeni aşama

Nazilli Devlet Hastanesi Kalp Merkezi, mevcut kardiyoloji ve girişimsel kardiyoloji altyapısının açık kalp cerrahisiyle güçlendirilmesine yönelik önemli bir sürece girmiş bulunuyor.

Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) Başkanı ve Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ümit Kervan’ın Nazilli Devlet Hastanesine gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Kalp Merkezinin fiziki ve teknik altyapısı, mevcut hizmet kapasitesi ve özellikle koroner bypass cerrahisi ile açık kalp ameliyatlarının gerçekleştirilebilmesine yönelik imkânlar yerinde değerlendirildi.

Kalp ve Damar Cerrahisi Yoğun Bakım Ünitesi ile ameliyathane bölümlerinin de yerinde incelendiği ziyaret, Nazilli’de ileri kardiyovasküler sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi açısından yeni ve önemli bir döneme işaret ediyor.

Temelleri 2021–2022 döneminde atıldı

Nazilli Devlet Hastanesindeki bugünkü Kalp Merkezi altyapısının önemli temelleri 2021–2022 döneminde atıldı.

Nazilli merkezli Uğur Soğutma A.Ş., pandemi döneminde Nazilli Devlet Hastanesine ventilatör cihazları, yoğun bakım ekipmanları, yoğun bakım konteyner ve mobilyaları ile 20 yataklı yoğun bakım havalandırma sistemi gibi çeşitli desteklerde bulundu. Şirket tarafından Mart 2021’den itibaren hastanenin sağlık hizmetlerine sağlanan bağış ve yardım desteğinin toplam değerinin 13 milyon 800 bin TL olduğu açıklandı.

Bu desteklerin devamında, 2022 yılında Nazilli Devlet Hastanesine 4 ana bölümden oluşacak bir Anjiyo Merkezi kazandırılması amacıyla proje bedeline ilişkin bağış sözleşmesi imzalandı.

Söz konusu dönemde Nazilli Devlet Hastanesi Başhekimi olarak görev yapan Dr. Engin Tetik’in öncülüğünde hastane yönetimi ve teknik ekip tarafından yürütülen çalışmalarla, projenin hastane bünyesinde hayata geçirilmesine yönelik fiziki ve teknik hazırlıklar sürdürüldü. Uğur Soğutma A.Ş. yönetimi de yaptığı açıklamalarda, projenin gerçekleştirilme sürecindeki iş birliği nedeniyle dönemin Başhekimi Dr. Engin Tetik başta olmak üzere hastane yönetimi, teknik ekip, hekimler ve sağlık çalışanlarına teşekkür etti.

İnşaat, fiziki düzenleme ve teknik altyapı çalışmalarının tamamlanmasının ardından 5 Eylül 2022 tarihinde ilk tanısal koroner anjiyografi işlemi gerçekleştirilerek Anjiyo Kalp Merkezi hizmet vermeye başladı.

Takip eden dönemde girişimsel kardiyoloji hizmetleri geliştirilerek koroner girişimler ve stent uygulamaları da gerçekleştirilmeye başlandı.

Dolayısıyla bugün gelinen aşama, sıfırdan bir Kalp Merkezi kurulmasından ziyade; 2021–2022 döneminde temelleri atılan ve 2022’den itibaren aktif olarak hizmet veren Kardiyoloji–Anjiyo–Kalp ve Damar Cerrahisi altyapısının açık kalp cerrahisini de kapsayacak şekilde geliştirilmesi anlamına geliyor.

Mevcut insan gücü ve hizmet kapasitesi önemli bir avantaj

Nazilli Devlet Hastanesinde hâlihazırda 4 Kardiyoloji Uzmanı ile 2 Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı görev yapıyor.

Kardiyoloji polikliniklerinde günlük yaklaşık 200 hastaya hizmet verilirken koroner anjiyografi işlemleri de aktif olarak gerçekleştiriliyor.

Bunun yanında hastanede açık kalp cerrahisi süreçlerinde görev alabilecek deneyimli anesteziyoloji uzmanı, perfüzyonist, KVC ameliyathane deneyimine sahip personel ve KVC yoğun bakım deneyimli sağlık çalışanlarının bulunması, hizmetin geliştirilmesi açısından önemli bir avantaj oluşturuyor.

Bu tablo, Nazilli’de yalnızca fiziki bir altyapının değil, yıllar içerisinde oluşmuş önemli bir kardiyovasküler sağlık hizmeti birikiminin bulunduğunu gösteriyor.

Prof. Dr. Ümit Kervan Kalp Merkezini yerinde değerlendirdi

TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Ümit Kervan’ın Aydın programı kapsamında gerçekleştirdiği Nazilli Devlet Hastanesi ziyaretinde, Kalp Merkezinin mevcut fiziki ve teknik altyapısı ile hizmet kapasitesi ayrıntılı şekilde ele alındı.

Aydın İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamada, özellikle koroner bypass cerrahisi operasyonlarının gerçekleştirilebilmesine yönelik mevcut imkânların değerlendirildiği, Kalp ve Damar Cerrahisi Yoğun Bakım Ünitesi ile ameliyathane bölümlerinin ziyaret edilerek fiziki koşullar ve teknik altyapının yerinde incelendiği belirtildi.

Ziyarette Prof. Dr. Kervan’a Aydın İl Sağlık Müdürü Dr. Eser Şenkul, İl Sağlık Müdürlüğü yöneticileri ve Nazilli Devlet Hastanesi yönetimi eşlik etti.

Hedef: Açık kalp ameliyatlarının en kısa sürede başlatılması

Sürecin geldiği noktayı ortaya koyan en önemli açıklamalardan biri Prof. Dr. Ümit Kervan tarafından yapıldı.

Prof. Dr. Kervan, Nazilli Devlet Hastanesinde Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek İhtisas Kalp ve Damar Hastanesi koordinasyonunda açık kalp ameliyatlarının en kısa sürede başlatılması amacıyla yerinde incelemelerde bulunulduğunu açıkladı.

Bu açıklama, açık kalp cerrahisinin artık yalnızca gelecekte değerlendirilebilecek bir imkân olmaktan çıkarak hayata geçirilmesi hedeflenen somut bir sağlık hizmeti olarak ele alındığını göstermesi bakımından önem taşıyor.

Prof. Dr. Kervan ayrıca Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek İhtisas Kalp ve Damar Hastanesinin bilgi, deneyim ve klinik birikiminin Nazilli’ye taşınarak; kalp cerrahisi, koroner anjiyografi ve ileri kardiyovasküler tedaviler alanında güçlü bir sağlık hizmeti ağı oluşturulmasının hedeflendiğini ifade etti.

Ankara’dan uzman ekip desteği planlanıyor

Ziyaret sırasında yapılan değerlendirmelerde, başlangıç döneminde Ankara’dan deneyimli uzman hekimlerden oluşan bir ekibin Nazilli Devlet Hastanesinde vaka yapmak üzere görevlendirilmesinin planlandığı ifade edildi.

Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek İhtisas Kalp ve Damar Hastanesinin koordinasyonunda yürütülmesi planlanan bu model; ilk vakaların seçimi, cerrahi süreç, anestezi, perfüzyon, ameliyat sonrası yoğun bakım ve komplikasyon yönetimi gibi alanlarda Nazilli ekibine önemli bir bilgi ve deneyim aktarımı sağlayacaktır.

Buradaki hedefin yalnızca dışarıdan gelen bir ekibin Nazilli’de ameliyat gerçekleştirmesi değil; bilgi, deneyim ve klinik birikimin mevcut hastane ekibine aktarılması ve zaman içerisinde hizmetin Nazilli Devlet Hastanesinin kendi kadrolarıyla sürdürülebilir hâle getirilmesi olduğu değerlendiriliyor.

Cihaz ve tıbbi sarf desteği sağlanması planlanıyor

Açık kalp cerrahisinin güvenli biçimde gerçekleştirilebilmesi için deneyimli insan gücünün yanı sıra ameliyathane, perfüzyon, kardiyak anestezi, ileri monitorizasyon, yoğun bakım ve özel cerrahi sarflar açısından da yeterli teknik kapasitenin bulunması gerekiyor.

Bu nedenle ziyaret sırasında ihtiyaç duyulan cihaz, ekipman ve tıbbi sarf malzemesi desteğinin sağlanmasının planlandığının ifade edilmesi, sürecin uygulamaya geçirilmesi açısından önemli başlıklardan biri olarak öne çıkıyor.

Mevcut altyapının ayrıntılı değerlendirilmesi ve ihtiyaç duyulan teknik unsurların tamamlanması, açık kalp cerrahisinin güvenli şekilde başlatılması açısından belirleyici olacaktır.

PDC artışıyla Kardiyoloji ve KVC kadrolarının güçlendirilmesi hedefleniyor

Bir Kalp Merkezinin başarısı yalnızca ilk açık kalp ameliyatının gerçekleştirilmesiyle ölçülemez. Asıl önemli olan hizmetin güvenli, kesintisiz ve sürdürülebilir şekilde devam ettirilebilmesidir.

Bu noktada insan gücü planlaması kritik önem taşıyor.

Ziyaret sırasında Nazilli Devlet Hastanesinin Personel Dağılım Cetvelinde (PDC) artış yapılmasının ve buna bağlı olarak Kardiyoloji ile Kalp ve Damar Cerrahisi uzman sayılarının artırılmasının planlandığı ifade edildi.

Mevcut 4 Kardiyoloji uzmanı önemli bir hizmet kapasitesi oluştururken, özellikle KVC uzman kadrosunun güçlendirilmesi, açık kalp cerrahisinin uzun vadede hastanenin kendi kadrolarıyla sürdürülebilmesi bakımından önem taşıyor.

Nazilli ve çevresi açısından neden önemli?

Nazilli Devlet Hastanesi yalnızca ilçe merkezine değil, çevre ilçelerden gelen geniş bir nüfusa da sağlık hizmeti sunuyor.

İleri düzey kalp ve damar cerrahisi gerektiren hastaların başka merkezlere sevk edilmesi; özellikle zamanın kritik olduğu kardiyovasküler hastalıklarda hasta, hasta yakınları ve sağlık sistemi açısından önemli güçlükler oluşturabiliyor.

Açık kalp cerrahisinin Nazilli’de güvenli ve sürdürülebilir biçimde gerçekleştirilebilir hâle gelmesi;

·       hastaların ileri kardiyovasküler tedavilere kendi bölgelerinde ulaşabilmesini,

·       başka illere veya uzak merkezlere sevk ihtiyacının azalmasını,

·       tanı ile cerrahi tedavi arasındaki sürenin kısalmasını,

·       mevcut anjiyografi ve girişimsel kardiyoloji hizmetlerinin KVC ile bütünleşmesini,

·       acil ve yüksek riskli hastalarda zaman kaybının azaltılmasını,

·       Nazilli Devlet Hastanesinin bölgesel sağlık hizmetlerindeki rolünün güçlenmesini

sağlayabilecektir.

İlk bypass ameliyatından daha büyük bir hedef: Sürdürülebilir Kalp Merkezi

Gelinen aşamada hedefi yalnızca “Nazilli’de ilk bypass ameliyatının yapılması” şeklinde tanımlamak yeterli olmayacaktır.

Asıl hedef; Kardiyoloji, girişimsel kardiyoloji, Kalp ve Damar Cerrahisi, kardiyak anestezi, perfüzyon, ameliyathane ve yoğun bakım hizmetlerinin koordineli biçimde çalıştığı; yeterli insan gücü ve teknik altyapıya sahip güçlü ve sürdürülebilir bir Kalp Merkezi oluşturmaktır.

Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek İhtisas Kalp ve Damar Hastanesi koordinasyonunda sağlanması planlanan uzman ekip desteği, ihtiyaç duyulan cihaz ve tıbbi sarfların tamamlanması ve PDC artışıyla uzman kadrolarının güçlendirilmesi birlikte değerlendirildiğinde, bu hedef doğrultusunda önemli bir yol haritasının şekillenmeye başladığı görülüyor.

Nazilli için stratejik bir sağlık yatırımı

2021–2022 döneminde oluşturulan altyapı ve 2022 yılında başlayan koroner anjiyografi hizmetleri, bugün gelinen aşamanın temelini oluşturdu.

Prof. Dr. Ümit Kervan’ın gerçekleştirdiği yerinde inceleme ve sonrasında yaptığı “açık kalp ameliyatlarının en kısa sürede başlatılması” yönündeki açıklama ise süreci yeni bir aşamaya taşıdı.

Önümüzdeki dönemde Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek İhtisas Kalp ve Damar Hastanesi koordinasyonunda sağlanması planlanan uzman ekip desteğinin hayata geçirilmesi, ihtiyaç duyulan cihaz ve tıbbi sarfların tamamlanması ve PDC düzenlemeleriyle Kardiyoloji ile Kalp ve Damar Cerrahisi insan gücünün güçlendirilmesi, projenin sürdürülebilirliği açısından belirleyici olacaktır.

Bütün bu çalışmalar tamamlandığında Nazilli Devlet Hastanesi; mevcut Kardiyoloji, koroner anjiyografi ve KVC kapasitesini açık kalp cerrahisiyle bütünleştirerek Nazilli ve çevresinde ileri kardiyovasküler sağlık hizmetlerine erişimi önemli ölçüde güçlendirebilecek bölgesel bir merkez konumuna gelebilecektir.

Bu süreçte esas kazanım yalnızca yeni bir ameliyatın Nazilli’de yapılabilmesi değildir. Asıl kazanım; ileri kalp ve damar hastalıklarının tanıdan girişimsel tedaviye, cerrahiden yoğun bakıma kadar bütüncül biçimde yönetilebildiği, bilgi ve deneyimin kurumsallaştığı, güçlü ve sürdürülebilir bir sağlık hizmeti kapasitesinin Nazilli’de oluşturulmasıdır.

Geçmişte Uğur Soğutma A.Ş.’nin sosyal sorumluluk desteği, dönemin Başhekimi Dr. Engin Tetik ve hastane yönetiminin çalışmalarıyla temelleri atılan bu altyapının bugün açık kalp cerrahisini de kapsayacak şekilde geliştirilmesi; yapılan yatırımların devamlılığı ve Nazilli’nin sağlık hizmetlerindeki bölgesel rolünün güçlenmesi bakımından ayrıca önem taşımaktadır.

Gelinen nokta, yıllar önce atılan temellerin yeni bir aşamaya taşınması açısından umut vericidir. Önümüzdeki süreçte atılacak teknik, idari ve insan gücüne yönelik adımların tamamlanmasıyla Nazilli Devlet Hastanesi Kalp Merkezinin açık kalp cerrahisi alanında kalıcı ve sürdürülebilir bir hizmet kapasitesine ulaşması hedeflenmektedir.

Kaynaklar

1.      Aydın İl Sağlık Müdürlüğü – Prof. Dr. Ümit Kervan’ın Nazilli Devlet Hastanesi Kalp Merkezi ziyareti ve yerinde ön değerlendirmeye ilişkin resmî sosyal medya açıklaması.

2.      Prof. Dr. Ümit Kervan – Nazilli Devlet Hastanesi ziyareti ve Bilkent Şehir Hastanesi Yüksek İhtisas Kalp ve Damar Hastanesi koordinasyonunda açık kalp ameliyatlarının başlatılması hedefi hakkındaki açıklama:

https://www.instagram.com/p/DcDmV5-jo_k/?igsh=MXlteWNxcnc1aXNq

3.      Nazilli Devlet Hastanesi – Anjiyo Kalp Merkezi / 5 Eylül 2022’de tanısal koroner anjiyografi hizmetinin başlamasına ilişkin kurumsal bilgi:

https://nazillidh.saglik.gov.tr/TR-903351/anjiyo-kalp-merkezi.html

4.      SES Gazetesi – “Dünya markası Uğur’dan NDH’ye dev sağlık yatırımı”, 19.11.2021:

https://www.sesgazetesi.com.tr/dunya-markasi-ugurdan-ndhye-dev-saglik-yatirimi-8306279

5.      Uğur Soğutma A.Ş. – Nazilli Devlet Hastanesine sağlanan sağlık destekleri ve Anjiyo Merkezi projesine ilişkin kurumsal açıklama:

https://www.ugur.com.tr/haberler/ugur-sogutmadan-halk-sagligina-buyuk-destek

6.      Aydın Denge – “Aydın’da Kalp Merkezi için kritik inceleme”, 15.08.2026:

https://www.aydindenge.com.tr/nazilli/15/08/2026/aydinda-kalp-merkezi-icin-kritik-inceleme/galeri/1

**Editoryal not:** Ankara’dan uzman ekip görevlendirilmesi, ihtiyaç duyulan cihaz ve tıbbi sarf desteği ile PDC artışı yoluyla Kardiyoloji ve KVC uzman sayılarının artırılması hususları, ziyaret sırasında planlandığı ifade edilen başlıklardır. İlgili resmî görevlendirme, tahsis veya PDC 


14 Ağustos 2026 Cuma

“Kim bir kötülük ve haksızlık görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmiyorsa diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin…”

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Bir gece, kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu Mescid-i Harâm’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ’ya götüren Allah, her türlü eksiklikten münezzehtir.” (İsrâ, 17/1)

 

Miracın şahidi, ilk kıblemiz Mescid-i Aksâ bugün mahzun; Kudüs işgal altında, Gazze kan ağlıyor. Filistin’de yaşanan zulüm, açlık, susuzluk ve tarifsiz insani acılar yalnızca Müslümanların değil, vicdan sahibi bütün insanlığın ortak meselesidir.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.s.) buyuruyor: “Kim bir kötülük ve haksızlık görürse onu eliyle düzeltsin; buna gücü yetmiyorsa diliyle, buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin…” (Müslim, Îmân, 78)

 

Unutmayalım ki zulüm karşısında herkesin yapabileceği bir şey mutlaka vardır. Elimizle, dilimizle, duamızla ve imkânlarımızla mazlumun yanında, hakkın ve adaletin safında durmak insani ve vicdani sorumluluğumuzun bir gereğidir.

 

Bu mübarek Cuma’nın hürmetine; başta Filistin, Doğu Türkistan, Sudan ve Arakan olmak üzere dünyanın neresinde olursa olsun zulme uğrayan bütün mazlumların ferahlığa kavuşmasını, haksızlıkların sona ermesini, yeryüzünde adaletin, merhametin ve huzurun hâkim olmasını Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.

 

Cumanız mübarek olsun.
Selâm ve dua ile…

11 Ağustos 2026 Salı

Prof. Dr. Ali Gedikbaşı’nın Acı Günü: Op. Dr. Yunus Gedikbaşı’nı Rahmetle Yâd Ediyorum


Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde, Başhekimliği döneminde Başhekim Yardımcısı olarak birlikte görev yapma imkânı bulduğum kıymetli hocam Prof. Dr. Ali Gedikbaşı’nın muhterem babası, değerli meslektaşımız Op. Dr. Yunus Gedikbaşı’nın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.

Merhuma Allah’tan rahmet; başta Ali Hocam olmak üzere kıymetli ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabr-ı cemîl ve başsağlığı diliyorum.

Rabbim rahmetiyle muamele eylesin; kabri nur, mekânı cennet, makamı âlî olsun.

7 Ağustos 2026 Cuma

Kanuni Sultan Süleyman EAH Çocuk Gebeliği Davasında Beraat Kararı Kesinleşti

 

Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2017 yılı çocuk gebeliği vakalarının bildirimine ilişkin davada, dönemin Başhekim Yardımcısı Dr. Akif Akça ile Sosyal Hizmet Uzmanı Nazlıcan Toprak hakkında verilen beraat hükümleri, istinaf ve itiraz sürecinin tamamlanmasının ardından 17 Temmuz 2026 tarihinde kesinleşti.


Küçükçekmece 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2017 yılında meydana gelen 18 yaş altı gebelik vakalarının bildirilmesine ilişkin davada dönemin Başhekim Yardımcısı Dr. Akif Akça ile Sosyal Hizmet Uzmanı Nazlıcan Toprak hakkında verdiği beraat kararı, kanun yolu sürecinin tamamlanmasının ardından 17 Temmuz 2026 tarihinde kesinleşti.

Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesinde 2017 yılında meydana gelen 18 yaş altı gebelik vakalarından bir bölümünün yetkili mercilere bildirilmediği iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında, dönemin Başhekim Yardımcısı Dr. Akif Akça ile Sosyal Hizmet Uzmanı Nazlıcan Toprak hakkında “kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçundan kamu davası açılmıştı.

Uzun süren yargılama sonucunda Küçükçekmece 27. Asliye Ceza Mahkemesi, 13 Mayıs 2025 tarihli, 2024/76 Esas ve 2025/427 Karar sayılı hükmüyle her iki sanık hakkında ayrı ayrı beraat kararı verdi.

Mahkeme Mahkûmiyete Yeter Kesin Delil Bulunmadığına Hükmetti

Mahkeme; sanık savunmalarını, tanık beyanlarını, hastane kayıtlarını, idari inceleme belgelerini ve dosya kapsamındaki diğer delilleri birlikte değerlendirdi.

Gerekçeli kararda, hastaneye gebelik nedeniyle başvuran ve yaşı küçük olduğu tespit edilen kişiler yönünden gerekli adli bildirimin yapılmasının önemine işaret edilmekle birlikte, sanıkların cezai sorumlulukları ayrıca ele alındı.

Mahkeme özellikle;

·         Sanıkların dava konusu çocuk gebeleri bizzat muayene etmediklerini ve gebelik tespitini doğrudan yapan kişiler olmadıklarını,

·         Yabancı uyruklu bazı hastaların kimlik ve doğum tarihi kayıtlarında dönemin şartları itibarıyla belirsizlikler bulunduğunu,

·         Konsültasyon ve kayıt süreçlerinde kullanılan sistemlere ilişkin dosyaya yansıyan hususları,

·         Sanıkların isnat edilen suçu işlediklerini ortaya koyacak nitelikte her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığını

değerlendirdi.

Bu gerekçelerle Mahkeme, Dr. Akif Akça ve Nazlıcan Toprak'ın üzerlerine atılı “zincirleme şekilde kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçunu işlediklerinin sabit olmadığı sonucuna ulaştı.

Her iki sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraat kararı verildi.

Beraat Kararına İstinaf Başvurusu Yapıldı

İlk derece mahkemesinin beraat kararına karşı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı adına katılan vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuruldu.

Dosya, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 2026/28 Esas ve 2026/1095 Karar sayılı dosyasında incelendi.

3. Ceza Dairesi, 2 Temmuz 2026 tarihli kararında, 6284 sayılı Kanun'un 20/2. maddesi kapsamında Bakanlığın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan belirli davalarda katılma hakkı bulunmakla birlikte, yargılamaya konu “kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçu bakımından davaya katılma ve hükmü istinaf etme sıfatının bulunmadığını değerlendirdi.

Bu nedenle Daire, beraat kararının esasına yönelik bir inceleme yapmaksızın, CMK'nın 279/1-b maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verdi.

Karara karşı itiraz kanun yolu açık bırakıldı.

İtiraz da Kesin Olarak Reddedildi

Katılan vekili, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin istinaf başvurusunun reddine ilişkin kararına karşı itirazda bulundu.

İtiraz, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin 2026/40 Değişik İş sayılı dosyasında incelendi.

4.      Ceza Dairesi, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararını yerinde buldu. Katılanın, suçun niteliği itibarıyla doğrudan zarar gören konumunda bulunmadığı ve bu nedenle davaya katılma ile istinaf kanun yoluna başvurma hakkının olmadığı yönündeki değerlendirme benimsendi.

Katılan vekilinin itirazı 17 Temmuz 2026 tarihinde oybirliğiyle ve kesin olarak reddedildi.

Beraat Kararı 17 Temmuz 2026 Tarihinde Kesinleşti

Kanun yolu sürecinin tamamlanmasının ardından İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesince düzenlenen kesinleşme şerhinde;

·         Dosya No: 2026/28 Esas

·         Karar No: 2026/1095

·         Gerekçeli Karar Tarihi: 02.07.2026

·         Kesinleşme Tarihi: 17.07.2026

·         Karar Türü: İstinaf Başvurusunun Reddi

·         Kesinleşme Türü: İtirazın Reddi

olarak kayıt altına alındı.

Böylece Küçükçekmece 27. Asliye Ceza Mahkemesince 13 Mayıs 2025 tarihinde Dr. Akif Akça ve Sosyal Hizmet Uzmanı Nazlıcan Toprak hakkında verilen beraat hükümleri, kanun yolu sürecinin tamamlanmasıyla kesinleşmiş oldu.

Uzun Süren Yargılama Süreci Beraatle Tamamlandı

2017 yılında meydana gelen olaylara ilişkin olarak başlatılan ve yıllarca devam eden ceza yargılaması, ilk derece mahkemesinin sanıkların mahkûmiyetine yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı yönündeki değerlendirmesi sonucunda beraatle sonuçlandı.

Beraat kararına karşı yapılan istinaf başvurusu, başvurucunun kanun yoluna başvurma sıfatının bulunmadığı gerekçesiyle reddedildi. Bu karara yönelik itirazın da kesin olarak reddedilmesi üzerine yargılama süreci 17 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla hukuken tamamlandı.

Sonuç itibarıyla, Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki 2017 yılı çocuk gebeliği vakalarının bildirimine ilişkin olarak Dr. Akif Akça ve Sosyal Hizmet Uzmanı Nazlıcan Toprak hakkında yürütülen ceza davasında verilen beraat hükümleri kesinleşmiştir.

“Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle çok kalabalık topluluklara galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/249)


Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Nice az topluluklar, Allah’ın izniyle çok kalabalık topluluklara galip gelmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/249)

Tarih boyunca nice peygamber ve mümin zulme uğramış, muhasara altında kalmış; ancak hakka olan imanlarından ve sabırlarından vazgeçmemişlerdir. Bugün de Gazze’de, Filistin’in tamamında, Doğu Türkistan’da, Sudan’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan acılar, bizlere mazlumun yanında durmanın ve adalet için dua etmenin ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu hatırlatmaktadır.

Tarih şahittir ki zulüm kalıcı olmamış; Nemrutlar, Firavunlar ve Ebu Cehiller kaybetmiş; Hakk’ın yolunda sabırla sebat edenler sonunda izzet bulmuştur.

Bu mübarek Cuma gününde Yüce Rabbimizden; zulüm altında yaşayan bütün mazlumlara nusret ve ferahlık ihsan etmesini, akan kanın durmasını, adaletin, merhametin ve huzurun hâkim olmasını niyaz ediyorum.

Cumanız mübarek olsun.
Selâm ve dua ile…

31 Temmuz 2026 Cuma

“Ey iman edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez.”

Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Sorumluluklarınıza dikkat edin. Siz doğru gittiğiniz takdirde yanlış yola sapanlar size zarar veremez.” (Mâide, 5/105)

Ailemize, toplumumuza ve bütün insanlığa karşı duyarlı olmak, Müslüman olmanın önemli bir gereğidir. Nemelazımcı ve vurdumduymaz bir anlayış bizlere yakışmaz. Mümin; iyiliği çoğaltmanın, kötülüğe engel olmanın ve sorumluluklarını hakkıyla yerine getirmenin gayretinde olandır.

Bugün Gazze’de, Filistin’in tamamında, Doğu Türkistan’da, Sudan’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında zulüm altında yaşayan mazlumların feryadı hepimizin vicdanında yankılanmaktadır. Müminin görevi; zulme rıza göstermemek, haksızlık karşısında sessiz kalmamak ve adaletin yanında dimdik durmaktır.

Bu mübarek Cuma’nın; başta Mescid-i Aksâ olmak üzere bütün mukaddes beldelerin emniyet ve huzuruna, mazlumların kurtuluşuna, yeryüzünde barışın, adaletin ve merhametin hâkim olmasına vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.

Cumanız mübarek olsun.
Selâm ve dua ile…

 

29 Temmuz 2026 Çarşamba

Prof. Dr. Halit Çınarka ve Ömer Şahan, Nazilli Devlet Hastanesi’ni Ziyaret Ederek Yeni Görev Dolayısıyla İyi Dileklerini İletti

Nazilli Devlet Hastanemizde, Özel Referans Hastanesi Tıbbi Direktörü ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı, kıymetli hocamız Prof. Dr. Halit Çınarka ile Hastane Müdürü Ömer Şahan’ı hayırlı olsun ziyaretleri vesilesiyle ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduk.

Başhekimimiz Op. Dr. Şafak Çalışkan hocamızın da katılımıyla gerçekleştirdiğimiz samimi sohbet ve güzel temennileri için kendilerine gönülden teşekkür ediyor; sağlık, huzur ve başarı dolu çalışmalar diliyorum.

https://www.instagram.com/p/DbYAvE0jBNh/?utm_source=ig_web_copy_link&igsh=MzRlODBiNWFlZA==

26 Temmuz 2026 Pazar

Görevi Başında Şifa Dağıtırken Ebediyete Uğurlanan Bir Hekim: Dr. Dinçer Biçer


Bir ömrünü insanlara şifa olmaya adamış genç bir hekimi daha ebediyete uğurlamanın derin hüznünü yaşıyorum.

Çine Devlet Hastanesi Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Dinçer Biçer, görevi başındayken geçirdiği beyin kanaması sonucu, yapılan tüm müdahalelere rağmen Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.

Merhum meslektaşıma Allah’tan rahmet; kederli ailesine, sevenlerine, çalışma arkadaşlarına ve tüm sağlık camiasına sabr-ı cemîl diliyorum.

Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Mekânı cennet, makamı âlî, ruhu şâd olsun.

24 Temmuz 2026 Cuma

Mescid-i Aksa, İslam’da ilk kıble ve üçüncü kutsal mekân olarak kabul edilir


**Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:**

*“Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve yalnız Allah’tan korkan kimseler imar ederler. İşte onların doğru yolu bulanlardan olmaları umulur.”* **(Tevbe, 9/18)**

Mescid-i Aksa; ilk kıblemiz, Miraç’ın mübarek mekânı ve İslâm’ın en mukaddes emanetlerinden biridir. Ona yönelik her türlü saldırı ve provokasyon, yalnızca bir mabedi değil; insanlığın ortak vicdanını, din ve ibadet hürriyetini de hedef almaktadır.

Bugün Gazze’de, Filistin’in tamamında, Doğu Türkistan’da, Sudan’da ve dünyanın farklı coğrafyalarında zulüm altında yaşayan mazlumların feryadı hepimizin vicdanında yankılanmaktadır. Müminin görevi; zulme rıza göstermemek, haksızlık karşısında sessiz kalmamak ve adaletin yanında dimdik durmaktır.

Bu mübarek Cuma’nın; başta Mescid-i Aksa olmak üzere bütün mukaddes beldelerin emniyet ve huzuruna, mazlumların kurtuluşuna, yeryüzünde barışın, adaletin ve merhametin hâkim olmasına vesile olmasını Yüce Rabbimizden niyaz ediyorum.

**Cuma’nız mübarek olsun.**

**Selâm ve dua ile…**

18 Temmuz 2026 Cumartesi

Bir Anne Ölümü, Bir Hekimin Tutuklanması ve Hukukun İnce Çizgisi

Tıbbi Kusur, Tutuklama Tedbiri ve Hukuki Güvence Üzerine Kısa Bir Değerlendirme


Şanlıurfa’da doğum sonrasında yaşamını yitiren Edanur Yaman’ın ölümü hepimizi derinden üzmüştür. Genç bir annenin hayatını kaybetmesi; ailesi, yakınları ve geride kalan çocuğu açısından telafisi mümkün olmayan büyük bir acıdır. Öncelikle merhumeye Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.


Hiç kuşkusuz bu olayın tüm yönleriyle araştırılması, ölüm nedeninin bilimsel yöntemlerle ortaya konulması ve varsa sorumluların hukuk önünde hesap vermesi gerekir. Ancak hukuk devletinde adalet, yalnızca soruşturma açılmasıyla değil; soruşturmanın hukuka, bilime ve usul kurallarına uygun biçimde yürütülmesiyle sağlanır.


Basına yansıyan bilgilere göre olayla ilgili kadın hastalıkları ve doğum uzmanı hakkında “taksirle ölüme neden olma” suçlamasıyla tutuklama kararı verilmiş, yapılan itirazın ardından adli kontrol tedbiri uygulanarak tahliyesine karar verilmiştir.


Tam da bu noktada olayın, ceza soruşturmasının ötesine geçen önemli hukuki boyutu başlamaktadır.


Tutuklama, Ceza Değil Koruma Tedbiridir


Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre tutuklama, suçluluğun ilanı veya peşin cezalandırma yöntemi değildir. Kanunda öngörülen şartların varlığı hâlinde başvurulabilecek istisnai ve geçici bir koruma tedbiridir.


Masumiyet karinesi gereğince, hakkında kesinleşmiş mahkûmiyet kararı bulunmayan hiç kimse suçlu kabul edilemez. Bu nedenle tutuklama değerlendirilirken, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin yanı sıra tedbirin zorunlu, gerekli ve ölçülü olup olmadığı da gözetilmelidir. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesi de tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve ayrıca bir tutuklama nedeninin bulunmasını aramaktadır.


Özellikle tıbbi uygulamalardan kaynaklanan soruşturmalarda ölüm nedeni, komplikasyonun niteliği, tıbbi standartlara uygunluk, özen yükümlülüğü, kusur ve illiyet bağı çoğu zaman uzman bilirkişi incelemesini gerektirir.


Bu nedenle bilimsel değerlendirme tamamlanmadan uygulanan özgürlüğü kısıtlayıcı tedbirlerin, masumiyet karinesi ve ölçülülük ilkesi bakımından titizlikle ele alınması hukuk devletinin doğal bir gereğidir.


Komplikasyon ile Hekim Kusuru Aynı Şey Değildir


Tıpta her kötü sonuç, hekim hatası anlamına gelmez.


Komplikasyon; gerekli özen gösterilmiş ve bilimsel kurallara uygun hareket edilmiş olmasına rağmen ortaya çıkabilen istenmeyen bir tıbbi sonuçtur.


Buna karşılık komplikasyonun zamanında fark edilmemesi, uygun biçimde yönetilmemesi, gerekli müdahalenin yapılmaması veya sevkin geciktirilmesi hâlinde tıbbi kusur gündeme gelebilir.


Dolayısıyla hukuki değerlendirme yalnızca meydana gelen ölüm sonucuna değil; tanı, tedavi, takip ve sevk sürecinin bütününe odaklanmalıdır.


Ceza sorumluluğu bakımından belirleyici olan, kötü sonucun meydana gelmiş olması değildir. Belirleyici olan; sağlık meslek mensubunun bilimsel standartlara aykırı ve kusurlu bir davranışının bulunup bulunmadığı ve bu davranış ile ölüm sonucu arasında hukuken geçerli bir nedensellik bağının kurulup kurulamadığıdır.


Sağlık Bakanlığının Açıklaması Tartışmaya Yeni Bir Boyut Kazandırdı


Olayın ardından Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklama, hukuki tartışmanın kapsamını genişleten önemli bir gelişme olmuştur.


Bakanlık; 7406 sayılı Kanun ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen Ek 18. madde uyarınca, sağlık meslek mensuplarının mesleklerinin icrası kapsamında gerçekleştirdikleri muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yürütülecek ceza soruşturmalarında Mesleki Sorumluluk Kurulunun soruşturma izninin muhakeme şartı niteliğinde olduğunu belirtmiştir.


Ek 18. madde; kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşları ile vakıf üniversitelerinde görev yapan sağlık meslek mensupları yönünden özel bir soruşturma izni usulü öngörmektedir.


Açıklamada ayrıca, bu izin alınmadan ilgili sağlık meslek mensubu hakkında adli sürecin başlatılamayacağı ve koruma tedbirlerine karar verilemeyeceği ifade edilerek Bakanlığın soruşturmaya müdahil olduğu bildirilmiştir.


Bu açıklama, kamuoyundaki tartışmayı yalnızca “Tutuklama yerinde miydi?” sorusunun ötesine taşımıştır.


Artık cevaplanması gereken temel sorulardan biri de şudur:


Kanunun öngördüğü soruşturma usulü somut olayda işletilmiş midir?


Bununla birlikte, Ek 18. maddenin somut olaya uygulanma şartlarının oluşup oluşmadığı, soruşturma izninin bulunup bulunmadığı ve yapılan adli işlemlerin hukuki sonuçları, soruşturma makamları ile yetkili yargı mercileri tarafından değerlendirilmelidir.


Bu nedenle mevcut bilgiler üzerinden herhangi bir kişi hakkında kesin kusur, suçluluk veya hukuka aykırılık hükmüne varılması doğru değildir.


Hukuki Güvence Ayrıcalık Değildir


Mesleki Sorumluluk Kurulu düzenlemesinin amacı, sağlık çalışanlarına dokunulmazlık veya cezasızlık sağlamak değildir.


Kurulun vereceği soruşturma izni, Cumhuriyet başsavcılığının sağlık meslek mensubu hakkında Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre soruşturma yürütebilmesinin ön şartıdır. Kurul, soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi konusunda gerekçeli karar vermektedir. Bu izin usulü, tıbbi uygulamaların uzmanlık gerektiren niteliği dikkate alınarak oluşturulmuş özel bir muhakeme güvencesidir.


Bu sistemin temel amacı; tıbbi uygulamaların bilimsel niteliğini dikkate almak, kötü sonucun tek başına ceza sorumluluğunun göstergesi sayılmasını önlemek ve soruşturmanın uzmanlık bilgisi ışığında yürütülmesini sağlamaktır.


Dolayısıyla hukuki güvence yalnızca hekimi koruyan bir ayrıcalık değildir. Hastanın etkili soruşturma hakkını, yargının doğru ve isabetli karar verebilmesini ve hukuk devletinin güvenilirliğini de korur.


Sonuç


Bir annenin yaşamını kaybetmesi, kuşkusuz etkili, bağımsız ve tarafsız bir soruşturmayı zorunlu kılar.


Ailenin gerçeği öğrenme, sorumluların belirlenmesini isteme ve hukuki yollara başvurma hakkı vardır.


Aynı şekilde, hakkında kesinleşmiş bir hüküm bulunmayan hekimin de masumiyet karinesinden, kişi özgürlüğünden, bilimsel bilirkişi incelemesinden ve kanunun öngördüğü usul güvencelerinden yararlanma hakkı bulunmaktadır.


Bu haklar birbirinin karşıtı değildir.


Kötü sonuç ile kusur, komplikasyon ile ihmal, soruşturma ile cezalandırma birbirine karıştırılmamalıdır.


Gerçek kusur varsa hukuk gereğini yapmalıdır. Ancak kusurun varlığı da yokluğu da kamuoyu baskısıyla değil; bilimsel inceleme, uzman bilirkişi değerlendirmesi, somut deliller ve kanunun öngördüğü usuller çerçevesinde belirlenmelidir.


Çünkü sağlık hizmetinin sürdürülebilirliği yalnızca hastaların haklarının korunmasına değil; sağlık çalışanlarının da bilimsel ve hukuki güvence içinde görev yapabilmesine bağlıdır.


Adalet; hastanın acısını görmezden gelmeden, hekimi bilimsel değerlendirme tamamlanmadan suçlu ilan etmeden ve kanunun öngördüğü usul güvencelerini eksiksiz uygulayabildiği ölçüde gerçek anlamına kavuşur. Hukuk devletinde usul, yalnızca şekil değil; adaletin kendisini koruyan en temel güvencedir.



Dr. Akif AKÇA

Yazar görüşüdür.


Bu yazı, kamuoyuna yansıyan bilgiler ve yürürlükteki mevzuat çerçevesinde hazırlanmış genel bir değerlendirmedir. Devam eden soruşturmanın esası ile herhangi bir kişinin kusur veya ceza sorumluluğu hakkında kesin kanaat içermemektedir.