
Son günlerde Karabük Üniversitesi’nde Tıp ve Diş Hekimliği Fakültelerine yapılan dekan atamaları, akademik çevrelerde ve sağlık meslek grupları arasında haklı bir tartışmayı beraberinde getirmiştir.
Öncelikle altı çizilmelidir ki; 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu uyarınca dekanlık, hukuken idari bir görevdir ve profesör unvanına sahip akademisyenlerin bu göreve atanması mümkündür. Bu yönüyle yapılan atamaların salt hukuki açıdan geçerli olduğu açıktır.
Ancak üniversiteler yalnızca hukuki çerçeveyle değil, akademik teamüller, mesleki temsil, eğitim sorumluluğu ve kurumsal etik ilkeleriyle de yönetilir.
Bu nedenle tartışmanın odağı, “atanabilirlik” değil, “uygunluk ve liyakat” meselesidir.
Tıp Fakülteleri ve Diş Hekimliği Fakülteleri, doğrudan insan sağlığı ile ilgili eğitim ve uygulamaların yürütüldüğü, yüksek sorumluluk taşıyan akademik birimlerdir. Bu fakültelerde görev yapan öğretim üyeleri, öğrenciler ve asistanlar açısından, fakültenin en üst yöneticisinin ilgili mesleğin formasyonuna sahip olması, uzun yıllardır yerleşmiş bir akademik beklentidir.
Veteriner hekimliğin; mikrobiyoloji, zoonotik hastalıklar ve “One Health” yaklaşımı çerçevesinde insan sağlığına önemli bilimsel katkılar sunduğu kuşkusuzdur. Ancak bu bilimsel kesişim alanları, tıp ve diş hekimliği eğitiminin bütününü yöneten idari-akademik sorumlulukla doğrudan özdeşleştirilemez.
Özellikle fakülte müfredatının yönlendirilmesi, akademik kadro yapılanması, lisansüstü eğitim politikaları ve uzmanlık süreçleri gibi alanlarda, mesleki uyum ve temsil ilkesi hayati öneme sahiptir. Bu hassasiyetin göz ardı edilmesi, fakülte içi akademik huzuru ve üniversitenin kurumsal itibarını zedeleme riski taşımaktadır.
Nitekim benzer bir durumun daha önce yine Karabük Üniversitesi’nde yaşandığı ve kamuoyu tepkisi sonrası atamanın geri çekildiği hatırlandığında, bugün yaşanan tartışmaların kişisel değil, ilkesel ve kurumsal bir zeminde değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
Sonuç olarak;
- Mesele kişilerin akademik değerleri değil,
- Üniversitelerde doğru göreve doğru formasyon ilkesinin korunmasıdır.
- Akademik yönetimlerde hukuk kadar teamül ve etik de belirleyici olmalıdır.
Bu tartışmanın, üniversitelerimizde liyakat ve mesleki sınırların daha sağlıklı tanımlanmasına katkı sunmasını temenni ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder