
Türkiye’de kozmetik ürünler uzun zamandır yalnızca estetik ya da kişisel bakım meselesi olmaktan çıkmış, doğrudan halk sağlığını ilgilendiren bir alan hâline gelmiştir. Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) tarafından 8 Ocak 2026 tarihinde kamuoyuna açıklanan 2025 yılı dördüncü üç aylık (Ekim–Kasım–Aralık) kozmetik denetim sonuçları, bu gerçeği bütün çıplaklığıyla ortaya koymaktadır.
Açıklanan veriler sarsıcıdır:
358 kozmetik ürün denetlenmiş, bunların 326’sı uygunsuz bulunmuştur. Başka bir ifadeyle, piyasaya sunulan her 10 kozmetik üründen 9’u mevzuata aykırıdır. Bu oran, münferit hataların değil, sistematik bir piyasa sorununun varlığına işaret etmektedir.
Daha da önemlisi, bu ürünlerden 8’inin doğrudan sağlık riski taşıdığı resmî olarak tespit edilmiştir. Bazı haberlerde geçen “81 riskli ürün” ifadesi ise resmî kayıtlarda yer almamakta; büyük olasılıkla yazım veya teknik okuma hatasından kaynaklanmaktadır. Bu ayrıntı dahi, bilginin doğruluğunun halk sağlığı tartışmalarında ne denli hayati olduğunu göstermektedir.
Denetimler sonucunda uygulanan yaklaşık 4,3 milyon TL idari para cezası, ayrıca biyosidal ürünlerde (dezenfektanlar, antibakteriyel ürünler) verilen ek 1,5 milyon TL’yi aşan cezalar, meselenin boyutunu rakamlarla da teyit etmektedir. Ancak burada asıl soru şudur:
Bu kadar yüksek uygunsuzluk oranına rağmen, cezalar caydırıcı mı?
Kozmetik alanındaki sorunların önemli bir bölümü, internet satışları, sosyal medya üzerinden pazarlama, merdiven altı üretim ve ÜTS (Ürün Takip Sistemi) kaydı olmayan ürünlerden kaynaklanmaktadır. Ambalajı parlak, fiyatı cazip, vaatleri iddialı bu ürünler; cilt tahrişlerinden alerjik reaksiyonlara, hatta sistemik sağlık sorunlarına kadar uzanan riskler barındırmaktadır.
Burada yalnızca üreticiyi ya da satıcıyı suçlamak yeterli değildir. Tüketici bilinci, denetim kadar hayati bir unsurdur. Vatandaşın “eczane dışı” ve “kontrolsüz” ürünlere yönelmesi, bu döngüyü beslemektedir. Oysa barkod okutularak ÜTS üzerinden saniyeler içinde yapılabilecek bir doğrulama, ciddi sağlık sorunlarının önüne geçebilir.
TİTCK’nin düzenli denetimleri ve kamuoyunu bilgilendirme çabaları son derece kıymetlidir. Ancak gelinen noktada, denetim sonuçlarını açıklamak yetmemekte, bu sonuçların toplumsal davranışa dönüşmesi gerekmektedir. Aksi hâlde her üç ayda bir benzer tabloları konuşmaya devam ederiz.
Sonuç olarak;
Kozmetik ürün, masum bir raf ürünü değildir. Doğrudan insan sağlığına temas eden her ürün, ilaç ciddiyetiyle ele alınmalıdır. Denetim otoriteleri görevini yapmaktadır; şimdi sıra piyasada, tüketicide ve toplumsal farkındalıktadır.
Halk sağlığı, ihmale gelmez.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder